AŞKSIN SEN

AŞKSIN SEN

31 Aralık 2010 Cuma

8. AY KONTROLÜMÜZ

Babamız çalıştığı için ananemiz ile birlikte Nüvis Hanımı ziyaret ettik.

Süt diyeti uyguladığımızdan dolayı kilo alımı biraz hızlanmış, artık sulu köfte, kabak dolması , zeytinyağlı fasülye( yazın dondurucuya atıldı ise) gibi yemekleri yedirmeye başlayabileceğiz, kahvaltıya 1/4 ceviz ilave edildi. Hırıltı başladığından dolayı neocate ile yapmış olduğumuz yoğurda ara vermiştik, ancak Nüvis Hanım tekrar başlamamızı 1 çay kaşığı ile başlayıp her gün 1 çay kaşığı artırarak, 100 cc ye çıkmamız gerektiğini iletti. Hırıltı alerjiden dolayı değilmiş, yoğurt her çocukta reflüyü artırırmış bundan dolayı da hırıltı oluyormuş, reflüyü artırmaması için, meyve suyu yada pekmez ile tatlandırmamız gerekirmiş, tatlandırmak reflü etkisini azaltıyormuş. Cevizi dört gün denedikten sonra yoğurda başlayacağız.

Aleji nedeniyle balığa hala geçemiyoruz, ancak 9. ayda doktorumuz ile tekrar görüşerek lüferin mevsimi geçmeden deneyebileceğiz.

Sorularıma gelecek olursak;
  • Kuzey günde 350 cc anne sütü alıyor bu durumda günde 500 cc almamış oluyor.Cevap:150 cc de neocate alıyor , bu durumda aynı işlevi görüyor.
  • Yürüteç kullanmalımıyız? Cevap: Yürüteç ev kazalarına neden olur, ama bunun dışında karşı çıkmamızın sebebi çocuklarda denge problemini bozuyor ve bu problem ömür boyu devam ediyor. Çocuk yürümediği halde kendini yürüyormuş sandığından beyin ve hareket arasında sıkıntı oluyor
  • Sabah kahvaltısını ıhlamur ile yapamazmıyız. Cevap:Yapabilirsiniz ancak kalorisiz ne gerek var, birde bitki çaylarının uzun süre kullanılmasını pek önermiyoruz.
  • Salyadan doalyı çenesinde kızarıklıklar oluşuyor aynı zamanda hassas ciltli olduğu için atopik dermatite özgü egzama oluşabiliyor, mustela veya diğer markaların kremlerini kullanabilirmiyiz? Cevap: kozmetik olduğu için önermiyorum , .........crem i öneriyorum bu ürün diğer kozmatik ürünlerin içeriğinde bulunan asıl madde, bunu sürebilirsiniz.
      Neler yapabiliyoruz; KIRKBİR KERE MAŞALLAH !!!!!!!

  • İki eline oyuncak alıp birbirine hızlı şekilde vurmaktan keyif alıyor,
  • Tutunarak kalkabiliyor ama bunu tek başına iken yapmıyor,
  • Hayret ettiği şeylere uuuuuuuuu yapıyor,
  • Üfleme hareketi yapıyor,( Konuşmanın ilk ayağı imiş, konuşmayı tetiklermiş)
  • Kucağa alınmak istediğinde iki kolunu açıyor,
  •  Kablolar, kombi suluğu ve katlamalı perde ipleri ve damacana  en sevdiği oyuncakları,
  • Sürekli yürümek istiyor, yakında maaile bel fıtığı olmazsak iyidir.
  • Yatarak yıkanmaktan nefret ediyor, oturarak yıkanıp ayakları ile oynamayı seviyor,
  • Kesinlikle çorap tutmuyor , çıkarıp çıkarıp yanına koyuyor
  • Emeklemiyor, ( doktorumuz emeklemeyi atlatıp yürüyebiliyor diyor ..eee annesinin oğlu)


20 Aralık 2010 Pazartesi

HÜSRANLA SONUÇLANAN KAÇAMAĞIMIZ

Tarih: 17.12.2010
Yer: Annemin evi

Olay: 17 Aralık tarihinde evimizde temizlik olduğundan annem, Kuzey'ide alarak kendi evine götürdü, akşam banyo saati yaklaştığında Menşure, " temizliği bitiremedim gelmeyin" deyince hemen aklıma B planı geldi.

Nezamandır kocacığım ile başbaşa yemek yemek istiyorduk ancak Kuzey'i gündüz bırakmaya içimiz elvermediğinden, madem eve geç geçilmesi söz konusu hem de hava soğuk, planı devreye aldım.

B Planı: Anneme dedim ki, siz bizim eve geçmeyin ben size geliyorum. Kuzey'i besleyip uyuturum, gece uykusuna geçincede ben çıkarım hem bir kaç işim var onları hallederim hemde şöyle baş başa bir yemek yeriz ve ben anneme kocişko kendi evine gider ben Kuzey'in yanında kalırım.

Plan güzel değil mi? bence süper

Sonuç: başarısız

Kuzey'i yedirdim arkasında uyuttum, kocacığım geldi ve olay mahalinden uzaklaştık, önce bir iki mağaza dolaştık  Kuzey efendi için:)))

Sonra yemek yemeye doğru gidecek iken bir telefon, annem

".......senin hemen arkandan uyandı, bir saattir uyutmaya çalışıyoruz ama gözler faltaşı gibi, kucağımızda salladıkça ellerini çırparak "alkış" yaparak gülüyor." dedi. İnkansız dedim seveyin diye zorla uyanık tutmaya çalıştığım çocuk en fazla sekize kadar dayanabilirken şimdi uyanmış bir de alkış yapıyor. Eeiği marifeti alkışlıyor:))

Tabi hemen eve döndük, Kuzey'i hiç sevmediği ve bırakın uyumayı içinde bir saniye durmadığı astronot tulumu giydirdik  arabaya bindirdik araba hareket etti 1,2,3 derken Kuzey yolda uyudu.

Bizim yemek işi başka bahara kaldı . ( Bahara kalmasın yinede yakın zamanda bir C planı yaparız)

16 Aralık 2010 Perşembe

HİÇ BU KADAR SEVDİĞİMİZ KİTAP OLMAMIŞTI

"Smart Teach" yayınevinin sesli kitaplar serisi var. Bunlardan ilk deneme olarak " Gül Hayvanat Bahçesinde" kitabını satın aldım. Kitabın içerisinde hikayeler var yan tarafında da ilgili hikaye içinde geçen hayvanların resimleri üzerine tıkladığınızda sesler çıkıyor. Almış olduğum kitapta yılan, timsah, kaplan ve sincap'a ilişkin sesler var. Başta onca hayvan içerisinde bu korkutucu hayvanlar mı konulur diye içimden geçirsemde sonra bundan utanarak bunun bir seri olduğunu ve değişik kitaplarda farklı hayvanlara ilişkin anlatımlar olduğunu hatta Can ile ilgili, bir serinin taşıtlara ilişkin olduğunu gördüm.

Herhalde Kuzey ilk defa direkt kitabı ağzına sokmayarak baktı ve seslere tepki verdi. Tabi ki daha sonra kitabı ağzına soktu hatta kitabın değişik yapısı gereği tam ağzına sokamayınca kızdı ama biz bu kitabı çok beğendik tavsiye ediyoruz, sıra geldi diğer serilere....

10 Aralık 2010 Cuma

İLK YOĞURT NASIL İCAT EDİLDİ.

Doktorumuz Nüvis Hanımın önerisi ile dün Memorial Hastanesinde Prof. Dr.Özlem Durmaz'a gittik. Aslında bilmediğimiz bir şey söylemedi. Kuzey'in inek sütüne alerjisinin üst boyutta olduğu ancak ailede alerji öyküsü olmaması sebebiyle bunun en geç iki yaşında geçeceğini varsaydığını, kilosunun az olmadığını zaten düşük kilolu doğduğunu, bunu baz almamız gerektiğini, Kuzey'in bazen gece ağlayarak uyanmasının nedeninin reflüden olduğunu, sütün geçici bir süre rahatlık hissi verdiğini bu nedenle süt içme ihtiyacı ile ağladığını ancak verilen sütün reflüyü tetiklediğinden bahsetti.

Her nekadar keçi sütü alerjisi pozitif görünsede üst sınırda olmadığı için keçi sütünden yaptığımız yoğurdun mayasını neocate ile verebileceğimizi söyledi. Peki bu durumda keçi sütü ile mayalayacağımız inek sütü yoğurdu olmazdı, keçi sütü yoğurdu bulup bunu maya olarak kullanmalıydık peki bu yoğurtun gerçekten keçi sütü yoğurtu olduğu yanı bununda bir başka keçi sütü ile yapılmış yoğurt ile mayalandığını nereden bileceğiz sorularıma karşı kocam bu paradoksa dayanamayarak ilk yoğurt peki nasıl bulundu dedi?

ağacın reçinesinden yapıldığı ,karınca toprağından yapıldığı hususunda tezler olsada annem eskiden maya olmadığında sütü tamamen sıcağa koyarak kendiliğinden yoğurt yaptığını dile getirdi.

Şimdi merak ile bekliyoruz yoğurt tutacak mı?





 

7 Aralık 2010 Salı

YEDİ AYLIK OLDUN -- 7. AY KONTROLÜMÜZ ve ÇEKEMEDİĞİM RESİM

 
 

4 Aralık 2010 yedi aylık oldun bir tanem

  • Desteksiz oturabiliyorsun
  • Ne anlama geldiğini bilmesende biz bu kelimeleri devamlı söylediğimiz için,bubu bababa, annniii gibi sözcük tekrarlarını yapıyorsun.
  • Başarılı sonuç alamamanda ,tutunarak kalkmaya çalışıyorsun.
  • Gündüz uykuların çok azaldı.
  • Farklı tatları hemen ayırt edebiliyorsun.
  • Annen öğle arası yanına gelmediyse akşam surat yapıyorsun:)

Aynı zamanın da bugün doktor kontrolümüz vardı. İstanbul yolları malum, yolu şaşırarak kontrole bir saat kadar- CIK! geciksek de yedinci ay kontrolünü oldun.

BUNA GÖRE BİR GÜNLÜK BESLENME LİSTEMİZ
06.00-06.30: Anne sütü

08.00-08.30: Kahvaltı ( inek sütü alerjisi olan birine göre ( 1/2 tatlı kaşığı pekmez+ekmek içi veya ev yapımı sütsüz yumurtasız bebek bisküvisi+ 60cc neocate ,anne sütü veya ıhlamur ile ıslatılarak verilecek,20 gün sonra 1/8 yumurta sarısı verilerek  yarıma kadar çıkarılacak)

10.30-.11.00: Anne sütü

12.30-13.00: Sebze çorbası içerisine ekmek doğranmış şekilde , içerisine kuzu kıyma haftada iki kere ise tavuk

ekmeği anane  yaptı, dışarıdakiler katkılı diye elleri dert görmesin:)

15.00-15.30: Anne sütü ( bu öğün karışık Kuzey her gün keyfine göre saat değiştirebiliyor)

16.00-16.30: Meyve  ( yoğurt veremediğimiz için doktorumuz öğün değişikliği yaptı)

18.00-19.00: İşte bu öğün karışık, elimiz kısıtlı olduğu için kendimize göre alternatif yaratıyoruz.

Birinci seçenek: Hİp pirinç püresi su ( anne sütü yeterli ise anne sütü)+ ev yapımı bebe bisküvisi
İkinci seçenek:bir yemek kaşığı mısır unu kavrulur ayrı yerde bir adet kayısı veya kurutulmuş trabzon hurması ile haşlanır, birbirine karıştırılarak blenderdan geçirilir.
Üçüncü seçenek: Anne sütü, milupanın yedi tahıllı maması ile hazırlanır.

DOKTORUMUZUN ÖNERİLERİ:

  • Bu ayda kitap okumaya başlamalılıymışız. Ağzına alsa, ısırsa da kitap okuyun, sayfalarını değiştirmeyi öğretin.dedi.
  • Aynı zamanda artık" hayır"ı öğretecekmişiz. Dudak büker, mızmızlanır dediğini yaptırmaya başlar ama hayırdan da anlarmış.
  • Sebze çorbası hazırlayıp kalanını 24 saat içerisinde tüketebilirmişiz ancak ıspanak varsa içinde aynı gün tüketmeliymişiz.
  • Bu ay rota virüsünün yaygınlaştığı aymış banyoda baş suyunu döktüğünüzde yutuyorsa içme suyu kullanacakmışız.
  • Nesneleri yere atıp çıkardığı sesler çok hoşlarına gider, bu nedenle bırakın oyuncakları yere atsın.
  • Mama yedirirken oyuncak ile yedirmeyecekmişiz.

27 Kasım 2010 Cumartesi

ORGANİK

Ne garip değil mi? Önceden yediğimiz gıdalara şimdi "organik" diye tanımlama yaparak farklı bir kategoriye sokuyoruz. Aslında aslolan  organik, ancak günümüzde ki hormonlu gıdalardan sonra ayrı bir sınıfa girdi.

Kuzey'in ek gıdalara geçişi ile birlikte yediğimiz "şey! "leri daha bir sorgular oldum.Önce amcamı arayarak Rize'den ( köyümüzden) dedelerden kalan tohumla ekilen mısırlardan öğütülen mısır unu, armut, trabzon hurması, bal, üzüm pekmezi istedim. Sonra Balıkesir'den elma, pırasa, zeytin yağımız geldi. Ancak  bu böyle süregelmezdi ve Kartal Organik pazarı keşfe çıktım. Her pazar günü kurulan bu pazardan alışverişimizi yapmaya başladık havuç, kereviz, karnabahar,bal kabağı ıspanak,deneme fırsatı bulduğumuz ürünlerdi.Tadı ve kokusu bile farklıydı hele ıspanak yemeğini yiyince  tadına doyamadık.Evet organikti,ben demiyorum çiftçi ailenin kızı olan annemin yorumu .

Sıra geldi biraz daha araştırma yapmaya, yüce ulu bilge google arama motoruna "organik" yazdım ve başladım araştırmaya ve işte o zaman  Pınar Hanım ile tanıştım. http://www.ipekhanim.com/  'a girerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Önce karşınıza bir hayat öyküsü çıkıyor ve bizimde hayalimiz olan İstanbul'dan kaçış ve Aydın Nazilli'de kurulan bir çiftlik ve yetiştirilen sebzeler , meyveler .......hemen mail attım Pınar hanımdan bir liste geldi sipariş vereceğimiz ürünler listesi ve siparişimi verdim. iki gün içerisinde
 ilk siparişlerim geldi. Kuzey ile birlikte paketi açtık .


Kutudan çıkanlar; Kereviz, Yumurta, domates, salatalık, domates tozu, domates kurusu, çorba için hamur, ısırgan otu, roka, brokoli, maydanoz,kuru bamya, esmer bulgur,bal kabağı...

Hemen bir salatalığı kütür kütür yedim. O eski salatalığın tadını unuttuğumu fark ettim. Çünkü bu güne kadar yediğimiz farklı bir "şey"! miş, salatalık değilmiş<

Demek ki biz daha çok, Pınar Hanım'a mail atacağız.

Her şey nefis görünüyor  hımmm.

26 Kasım 2010 Cuma

YEMEK SAVAŞLARI

Aslında "yemek savaşı" demek yanlış olur. Çünkü "yememek" için bir direnç yok ortada. Olay zaten buradan çıkıyor "yemek" için  savaş veriyoruz. Ben yedirmeyeceğim kendi yiyecekmiş, daha kaşığın sapı ile ucunu ayırt etmeden nasıl yiyeceksin aa oğlum. Tabi bu durumda ortalık savaş alanına dönüyor her yer havuç patates ikilisinin yanına eklenmiş diğer sebzelerin parke üzerine yapışması ile son buluyor.

Tabi bende her yemek sonrası üzerimi değiştirmek zorunda kalıyorum. Çünkü o kaşık ağzın yolunu direkt tam bulamayarak etrafa sebze fırlatıyor.Haa kaşığı vermeyince de eli ile yemeye çalışıyor.




 

23 Kasım 2010 Salı

BAYRAMDA GELDİ GEÇTİ

Evet dokuz günlük tatil bitti ve iş başı yaptık, oğlum ile tekrar ayrı kaldık.

Dokuz gün ne çabukta geçti. Neler yaptık, aslında fazlada bir şey yapmadık.Önce büyüklere ziyaretler yaptık sonra, Kuzey'i henüz görmeyen arkadaş ve akrabalarımızı ağırladık,  evde yapılmayan bekleyen işlerimizi hallettik. Kuzey'in küçülenlerini ayırdım. Benim yemek sevdam nedeniyle kış reçelleri yaptım, evde ekmek yapmaya merak sardım. 

Neden bu konuda da bir blog hazırlamıyorum diyerek yeni blogumuda hizmete açtım. http://www.tereyaglisicakekmek.blogspot.com/

22 Kasım 2010 Pazartesi

BOTANİK BAHÇESİNDEYİZ

Kuzey doğmadan seneler önce bir kere gitmiştim.  Bayram tatilini ve sıcak havayı değerlendirerek soluğu maaile Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesinde aldık.İstanbul'da bir cennet,Cem Karaca gibi hava bedeva su bedeva bile diyemediğimiz memleketimizde  giriş ücretsiz...


Çimlere lütfen basınız yazıyor çime saplı tabelalerda, evden kahvaltılık malzemlerinizi, çayınızı, suyunuzu alın kurulun masalara, kapitalist zihniyete inat hiç bir şey satılmıyor, bu nedenle ihtiyaç olabilecekleri yanınıza almayı unutmayınız.  Hem çocuklar hem yetişkinler için botanikle ilgili seminerler düzenleniyor özellikle çocuklar için bitkileri ağaçları tanıttıkları aktivitiler yapıyorlarmış.Süs havuzları ,ördekler, kediler,çiçekler, böcekler....... 

Tem otoyolunun kenarında huzurlu bir yer,en çok hoşuıma giden ise çöp sergisi,alandan topladıkları çöpleri sergi yapmışlar,si gittikten sonra sizden arta kalanlar bunlar hoşunuza gidiyormu diyorlar açıkça, süper fikir.)




16 Kasım 2010 Salı

BİRİNCİ KURBAN İKİNCİ BAYRAM

Kuzum ile birlikte ikinci bayramımız ve birinci kurbanımız.

Öncelikle kuzu için kuzu, bizim için koçu kurban ettik. Malum Kuzey'in yani bizim kuzunun inek sütü alerjisi nedeniyle doktorumuz dana etine de yasak koydu ve kuzu eti vermemiz gerektiğini söyledi. Bizde kesmek için kuzu arayaşına geçtik, diyeceksiniz kasaplarda yada et reyonlarında kuzu var niye kestiniz. Söyleyeyim efendim,insan işin içine girince öğreniyor gıde sektörü kandırmacısını, birincisi kuzu eti bebekler için zaten daha sağlıklı imiş bu doktorumuzun görüşü kasaba sorduğumuzda nedenini ise şöyle açıkladı, geçirdikleri ömür nedeniyle  "besi" kategorisine baktığımızda daha az besi olma durumu söz konusu imiş.

Bizde işte tam bu nedenle yani besi olmayan kuzu arayışına girdik ve otlayan kuzuyu buluncada  kesmek zorunda kaldık. Çünkü kuzu eti diye aldığınız et yüzde yüz kuzu eti çıkmayabiliyormuş hatta kıyma için çektireceğiniz zaman aynı makinede dana eti kıyma haline geldiyse karışıyormuş, alerjik durum söz konusu olduğundan bunlar bizim için önemli, yani bizim kuzu için bir başka kuzuyu feda etmek zorunda kaldık.

Ertesi gün sıra geldi Koç'a ve bayram ziyaretlerine,bugün ilk gününümüz ve anneanne ile dedenin elini öpmeye gittik bayram harçlıklarını indirdik cebe yarın sırada babaanne ve diğer dede var:))

HERKESE MUTLU HUZURLU BAYRAMLAR

10 Kasım 2010 Çarşamba

SENİ ÇOK ÖZLÜYORUM

Seni çok özlüyorum, oğlumun geleceğini düşündükçe seni daha da çok özlüyorum.

İnsan görmediği birini özler mi? İnsan tanıdığı birini özler, ben ise seni çok iyi tanıyorum neyi sevdiğini, neyi sevmediğini, yaşam biçimini, ilkelerini,amaçlarını, hayallerini, seni o kadar iyi tanıyorum ki bu sana daha çok özlem duymama sebep oluyor keşke öldüğün bu günde yeniden doğsan yeniden doğsan ki çocuklarımız senin ilkelerin doğrultusunda büyüse belki bu mümkün değil ama mümkün olan bu ilkeleri çocuğuma, çocuklarımıza öğreteceğimiz gerçeğidir.

8 Kasım 2010 Pazartesi

OYUNCAKLARIMIZ

PUPPY KÖPEK


Kuzey'in neyi sevip neyi sevmeyeceğini bilemediğim için ve değişik metaryalleri tanısın ama fazlada oyuncak kirliliği olmasın diye oyuncakları kiralamayı tercih ediyorum. Aloynaver'den yeni kiraladığım oyuncak Fisher Price'dan PUPPY Köpek, kesinlikle muhteşem hatta satın amaya karar verdim böylece  Kuzey'in oyun arkadaşı olabilir.


Ses çıkarması nedeniyle Kuzey'i biraz olsa yalnız oyalayabiliyor. Aynı zamanda el, ayak ve renk kavramlarını öğretebiliyor. Ancak büyük olması nedeniyle Kuzey kucağına alamıyor ve sinirleniyor.


Zavallı köpeceğin kulağından çektiği nedir bilmem,Kuzey kucağına alamadıkça tutabildiği yeri olan kulağı evirip çeviriyor yapmadığını bırakmıyor.

7 Kasım 2010 Pazar

DOLPHİNARIUM

Pazar günü İstanbul Barosu'nun seçimlerinin olması ve oy kullanma yerinin Haliç Kongre Merkezinde olması sebebiyle, gezmeyi seven ben bunu fırsat bilerek, Eyüp'te bulunan  Dolphinariuma gittik.

Mors, Foklar ve Yunuslarla yapılan gösteri değişik bir keyifti. Ancak havuz alanının küçük olması sebebiyle yunuslar yeterince güzel gösteri yapamadılar, bu durum televizyonda izlediğimiz gösterilerden sonra beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bence bir an önce daha büyük bir tesis yapılmalı ki "prenses" ve "matilda" tüm hünerlerini göstersinler.  Sarah ( mors) süperdi. Alkışı çok seven Sarah kimse alkışlamayınca kendi kendini alkışlıyordu.
Başta fotoğraf makinamızın şarjı bitti bir kaç görüntü cep telefonu ile çekince cep telefonumunda şarjı bitti ve elimizde sadece bir kaç görüntü kaldı.
Tam 25 TL, öğrenci 20 TL, 0-3 yaş ücretsiz. Kuzey'in sadece yunuslar ilgisini çekti, mors ve fokun yapabildikleri onu pek şaşırtmadı, zaten ön sırada oturan çocukları izlemek ona daha çok keyif verdi.



4 Kasım 2010 Perşembe

ALTI AYLIK OLDUN

Namı diğer 1/2 yaş

 
Boy: 64 cm
Kilo: 6390 gram


yedi hafta erken doğan biri için iyi olsa da kilo ve boy olarak aydaşlarına yetişmen lazım.
  • Ek gıdalara geçtik, patates, havuç ve pirinç ile başlayan maceramız iki günde bir sırayla kabak+maydanoz+ kereviz+bal kabağı+karnıbahar eklenerek sebze maması halini alacak,
  • Artık yana doğru yamulsanda, belirli bir süre oturabiliyorsun,
  • Gördüğün herşeyi eline almak istiyorsun ve pat pat vuruyorsun,
  • İstemediğin şeyi çok net bağırarak belirli ediyorsun,
  • Hep dik durmak istiyorsun, kucakta yatay pozisyonda durmak istemiyorsun,
  • Emziğini elinle çıkarıp tekrar ağzına takıyorsun,
  • Artık yatağında durmak istemiyorsun sıkılıyorsun,
  • Sesler çıkaran tren oyuncağın ve puppy köpek en çok sevdiğin oyuncak,
  • Eğer evden dışarı giden biri varsa atılarak onunla gitmek istiyorsun,
  • Püüü yaparak oyun yapıyorsun...

SÜTSÜZ YUMURTASIZ BEBE BİSKÜVİSİ

Sonunda başardık Kuzey'in sevdiği bir şey bulduk. Sütsüz ve yumurtasız

Uydurduğum tarif aşağıda, HİP pirinç püresini su ile yaparak içerisine yapmış olduğum bisküvileri atarak Kuzey'e verdim.Sonuç: 5 pekiyi


MALZEMELER:
5 yemek kaşığı un,
3 yemek kaşığı yulaf ezmesi,
2 yemek kaşığı pirinç unu
1 adet küçük boy elma rendesi
1yemek kaşığı üzüm pekmezi
1 yemek kaşığı zeytin yağı
1 tutam vanilya
( aktardan saf vanilya satın alın markette satılan şekerli vanilin değil!!!)

YAPILIŞI
Malzemelerin hepsini karıştırıyorsunuz, tatlı kaşığı yardımı ile yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye küçük parçalar halinde koyuyorsunuz, 170 derece fırında 20 dakika kadar pişiriyorsunuz.

1 Kasım 2010 Pazartesi

ıGe MILK 12 = 36.2- İNEK SÜTÜ ALERJİSİ

Kuzey'in İnek sütüne alerjisi olduğu kesinleşti.Hafta sonu doktorumuz Nüvis Hanım'ın önerisi ile inek sütü ve keçi sütü için alerji testi yaptırdık. Her ikisinde de sonuç pozitif, hatta inek sütü alerjisi çok yüksek.


Neyse yapacak bir şey yok önemli olan bundan sonra ne yapmalıyız.


1- Anne olarak ben emzirmeye devam ettiğim için, süt ve süt ürünlerini  ve dana etini kesinlikle yemeyeceğim.

2- Kuzey'in beslenmesin de süt ve süt ürünleri olmadığı gibi et olarak sadece kuzu eti olacak oda besi olmasa daha iyi olurmuş.Yakında satılık besi olmayan kuzu aranıyor diye ilan vereceğim. Kocaeli'nin köylerinden kuzu almaya gideceğiz , kesip derin dondurucuya atacağız.

3- Muhallebi, yoğurt, peynir veremediğimize göre ek besinlere hızlı bir giriş yapacağız.

4- Akşam neocate mamayı vereceğiz, ancak Kuzey sevmediği için sevdirebilecek yöntemler bulacağız.

Alternatiflerİ
a- HİP pirinç püresi yada yulaf unu ile neocate'i karıştırabiliriz.
b. İçerisine meyve püresi katabiliriz.
c- pekmez ve saf vanilya yada vanilya şurubu ile tatlandırabiliriz.
d-yada hepsini bir yerde karıştırarak sevebileceği bir tat elde edebiliriz.

5- Annenin yani benim sütümü artırabilecek şeyler yapacağız. Tekrar humana stil, ısırgan çayı içmeliyim.

İnek sütü alerjisi yüksek çıkınca, labaratuarı arayarak yumurtaya da alerjisi olup olmadığı ile ilgili test yapılmasını istedim. Sonuçlar iki gün içerisinde elimizde olacak en azından ona göre alternatif yemek menüleri oluşturacağım.



BEBE BİSKÜVİSİ

Ek gıdalar geçtik bebeğime neler yedirmeliyim diye kafamı yoruyorum. Geleneksel bir tipim ben, hazır şeyleri sevmiyorum. Hele konu bebeğim olunca bu konuda daha da katı oluyorum.

Bu nedenle bebe bisküvisini de evde yapmaya karar verdim.
Çünkü dışarıdan aldığımız bebe bisküvisi içinde neler var:  hidrojene bitkisel yağ" "soya lesitini", "doğala özdeş aroma" bunların ne olduğunu artık biliyorsunuzdur diye burada detaya girmek istemiyorum.


Kuzey'in inek sütü alerjisi çıkınca ona yedirebileceğim şeyler sınırlı kalınca çeşiti arttırmak gerekti diye  bisküviyi sütsüz yaptım.


Ama siz alerji gibi bir sorununuz yoksa ayrıca süt ekleyerek de yapabilirsiniz.

MALZEMELER:
7 yemek kaşığı un,
3 yemek kaşığı yulaf ezmesi,
(yulaf ezmesi yoksa bunun yerinede un koyabilirsiniz, besleyici değeri açısından yulaf ezmesi ekledim)
1 yumurta
1yemek kaşığı üzüm pekmezi
1 yemek kaşığı zeytin yağı
1 tutam vanilya
( aktardan saf vanilya satın alın markette satılan şekerli vanilin değil!!!)

YAPILIŞI
Malzemelerin hepsini karıştırıyorsunuz, tatlı kaşığı yardımı ile yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye küçük parçalar halinde koyuyorsunuz, 170 derece fırında 15 dakika kadar pişiriyorsunuz.

Afiyet olsun...

30 Ekim 2010 Cumartesi

SÜPER KADIN SENDROMU


Her şey tam olmalı, iş yerine geldiğimde işler bitmeli,yapılacak listesinin üzeri çizilmeli, süresinin bitimine daha olsa bile bekleyen iş olmamalı, işe makyajlı, eli yüzü düzgün gelinmeli, 

Evde ise iyi bir ev kadını, iyi bir anne, iyi bir eş olmalı,  evde iki üç çeşit yemek olmalı, değişik lezzetler denenmeli,her yer derli toplu olmalı,  ne bitti bilinmeli tedarik edilmeli yada ettirilmeli, çocuk gelişimi ile ilgili tüm kitaplar, tüm bilgiler, bloglar, forumlar, makaleler okunmalı, bu ay hangi oyuncakları oynamalı, hangi hareketleri yapmalı bilinmeli, buna göre gerekli  tüm metaryeller alınmalı, evde yoğurt yapılmalı, sebze çorbası evde yapılmalı, hazırlar alınmamalı, alışverişlerde kutuların arkası okunmalı sağlıksız E 330- sitrik asit ,msg( çin tuzu) içeren ürünler alınmamalı, her şeyi iyi bir şekilde steril etmeli, bebekle gidilebilecek mekanlar bilinmeli, aktiviteler takip edilmeli, hangi doktor iyi bilinmeli,resim çekilmeli...

arkadaşlarımın, hane halkının doğum günleri unutulmamalı, hediyeler alınmalı, pili biten saatin pili yenilenmeli, haberler okunmalı, köşe yazıları takip edilmeli, bloga yazı yazılmalı,kültürel olaylar takip edilmeli, Hıfzı Topuz,Oğuz Atay, Amin Maaoluf, Atilla İlhan,Can Yücal, Grange ...........Food and Travel dergisi okunmalı,bla bla bla.................

Doğal olarak her şeye yetişememe duygusu kaplıyor içinizi,  yetemiyorum, yetişemiyorum  şu çektiğim resimleri yaptırmalıyım ( ama duruyor) evde şu bozuk şey tamire gitmeli ( ama duruyor) tel süzgece ihtiyaç var ama alamadım gibi...

Geçenlerde arkadaşım Yelda'dan gelen bir yazıyı hem okudum hem kahkahalarla güldüm,


Mükemmel Kadın Olmayın! diyordu, yazıda "hem mükemmel olmak için yırt kendini hemde bu durum sevilmeyen bir kişi hatta terk edilen biri yapsın seni"  ana fikrini özetliyordu:)) haydaaa çevrendekilerin hayatını kolaylaştırmak, onlar için en iyisini düşünmek boşanma nedeni bile olabiliyor demek ki, bu nasıl nankörlüktür değilmi ama öyleymiş yazı aşağıda yorumlar sizde




"Mükemmel kadın" denildiğinde aklınıza ne gelir? Toplumun ve yaşamın
üstüne yapıştırdığı tüm sıfatları eksiksiz yerine getiren kadın!
Mükemmel Kadın Olmayın!

İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat,
sevgili ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur? Çünkü
bu kadınlar başkaları için yaşarlar!

27 Ekim 2010 Çarşamba

0-6 YAŞ ÇOCUK KİTAPLARI



Yeni kitaplarımız geldi. Tübitak Yayınlarının Erken Çocuk Yayınları adıyla 0-6 yaş ve 7-8 yaş grubu ile ilgili kitapları bulunmaktadır.

Hem fiyat olarak ucuz hemde çocuk gelişimine katkı sağlayan bu kitapları çok beğendim ve içlerinden dört tanesini sipariş ettim. Üzerindeki yaş aralığına bakmayın resimlere bakmak ve içeriğindeki resimlerle ilgili hikayeler uydurmak çocuk gelişimine katkı sağlamaktadır. Kuzey bu kitaplardaki  resimlere bakmayı sevdi, uydurduğumuz masalları anlamasa da dinliyor:))

Tübitak yayınlarının sitesinde şöyle demektedir."Okulöncesi dönemdeki (0-6 yaş) çocuklarınız duyularını geliştirmek ve duygularını tanımak yoluyla meraklarını gidermek gereksinimindedir. Bu kitaplıktaki yayınlar onların öncelikle kendilerini ve yakın çevrelerini tanımalarına yardımcı olacaktır. "





26 Ekim 2010 Salı

MOMMY IM HERE

Bildiğiniz gibi geçenlerde Turkcell'in  GPRS saati uygulamasından bahsetmiştim.

Buna benzer bir uygulamada Mommy Im here adlı üründe var. 150 metreye kadar 86 desibel alarm veren bir ürün,  http://www.mommyimhere.com/ adlı internet sitesinde de satışı yapılan bu ürün, ABD de kaybolma olaylarının artması nedeniyle üretici firma tarafından uygulamaya geçirilmiş.

Basitçe Anahtarlık  sevimli, oyuncak ayı şeklinde alıcıya çocuğunuzun kemer ayakkabı veya alternatif bir yerine takarak  alıcıyı  ON pozisyonuna getiriyorsunuz. Diğer ucu sizde kalıyor.

Daha önce bildiğim bu ürünün uwww.unnado.com adresindede satışa çıktığını görünce burada yazma gereği duydum.
Sevgiyle kalın.  






HAVASINDAN MI SUYUNDAN MI?

Bildiğiniz gibi Vatan gazetesi yazarı Mutlu Tönbekici vardı   -hala var ama anlatacağım konu geçen yıllarda olduğu için dili geçmiş zaman kullandım- Tuğçe Baran takma adı ve resmi ile köşe yazısı yazdı yıllarca, daha sonra deşifre olunca, -Pakize Suda Tuğçe Baran aslında Mutlu Tönbekici deyip duruyordu-  kimliğini açıkladı hatta Ayşe Arman’a verdiği röportajda Tuğçe Baran’ı öldürdüm demişti.

Mutlu Tönbekici’ ye sordular niye böyle bir şeye gerek duydun diye, “ kendimden şeyler anlatıyordum, özelimi, dertleşiyordum kimliğim bilinmezse daha rahat yazabilirdim demişti.

Şimdi bu lafını çok iyi anlıyorum, bu blog bir dertleşme aracı aslında benim için ama kimliğim deşifre, en azından tanıyanlar için. Mutlu Tönbekici’nin olayını okuyunca   kimliğin bilinse de dertleş demiştim kendi kendime, bu davranışı garip gelmişti.

Ama şimdi, haklıymış diyorum. İnsan içini, rahat rahat dökemiyormuş.
Bugünün havasından mı suyundan mı bilmiyorum, Gönül Ablaya mektup yazar gibi dertleşme isteğim depreşip duruyor, şelale gibi çağlamak istiyorum, dolup dolup taşıyorum. Daha doğrusu taşmak için yazmak istiyorum kağıt kalemle yada yeni jenerasyon adıyla ekran ve klavyeyle ...

Klavyenin tuşlarına bastıra bastıra yazmak, gülme ağlama ikonları yapmak istiyorum. Bütün gün yazdığım dilekçelerden sonra hala yazmaya merak duymam garip olsa da  değişik bir gücü var yazmanın, psikolojik rahatlama sağlıyor bende, Zanax almışım  gibi bir etki yapıyor.

Klavyeyle yada kalemle buluştuğumda,bulunduğum nokta, mekan birden değişiyor, psikologun Josephin tarzı koltuğuna uzanmışımda döküyorum eteğimdeki taşları sanki,   sevinmem lazım vizite ücreti ödemeden rahatlıyorum.

Aslında, bu anlamada şanslıyım iletişim kurduğum dostlarım var. tarafsız, empati yapabilen hayır yanlışsın diyebilen dostlar ama kendi kendime dertleşmekden de mutluyum, kendim çalıp kendim bir anda oynuyorum o zaman adı paylaşım olmuyor diyebilirsiniz ama bence oluyor.

Yalnızlığı seviyorum ben, kendimle baş başa kalmayı;

Atilla İlhan'ın şiirnde dediği gibi;
Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Aslında en büyük sorunumuz, kendimizi dinlememek, kendimizi tanımamak değil mi? O kadar dış dünya ile iletişim halindeyiz ki, kendi dünyamız ile iletişimi unutmuşuz, bu  nedenle benim için yazmak, bilgisayarımın başına geçip klavyenin tuşlarına basmak içimdeki sesi beynimle buluşturup sessiz sessiz yalnız yalnız  söylenmek gibi bir şey, bir terapi...kendimle buluştuğum, kendimle tokalaştığım kendimi gördüğüm o an.
Çünkü çevremiz ile her ne kadar iletişim halinde olduğumuzu sansak da aslında iletişim kurmuyoruz sadece kendimiz anlatıyoruz ama karşımızdakini dinle-mi-yor-uz. Toplumumuzun genelinin sorunu aslında, ve stresimizinde nedeni, dinlemediğimiz için anlamıyoruz, anlamadığımız için empati yapmıyoruz, empati yapmadığımız için de anlamıyoruz.

Belkide dinlemek istemememizin nedeni de “kaçış” Çünkü, dinledikçe, karşındaki insanın kelimelerini anlamlandırdıkça,  kelimelerin arasına usulca sokulmuş bir anda ejderha misali ağzından fırlayarak kalbe saplanacak gibi duran  hayal kırıklıklarını, yalanları, kandırmaya çalışmayı görüyoruz.  Bu aralar çok kullandığım ve kocamın beni siyasi kurmaylara (?) benzettiği  o kelimeyi söyleyeceğim yine “ şeffaf olsak” değil mi? Mazeret üretmezsek neyse onu söylesek, açık açık açık…..Aslında söyleyeceğimiz şeylerin arkasına saklanıp o kelimelerin dublörlerini yollamasak havaya….

Havasından havasından, bu puslu havasından İstanbulun,biraz mağrur duruşum ve kelimelerle buluşup bir çay içme isteğim.




24 Ekim 2010 Pazar

EK GIDAYA GEÇİŞ- BESİN ALERJİSİ-2

Blogda yazdıktan sonra besin alerjisi olayının başımıza gelmesi çok garip, (secret olayı doğru demekki:))ek gıdaya geçeli bir hafta olmuşken , Kuzey'in tattığı mama ve armuttan sonra bu gıdalara ve en önemlisi demekki inek sütüne alerjisi yok diye sevinmiştim.

Ama dün sabah, Kuzey'in ensesinde bir kızarıklık farkettim, ensede olması sebebiyle öncelikle atletinin etiketi sanırım kızarıklık yapı diye düşünüp etiketi kestim. Ancak saat 10.30 da vermiş olduğum armut suyundan sonra kızarıklıklar yüzüne, kulağının arkasına ve göbek çevresinde de görülünce, armut suyuna alerjisi var diye düşündüm.

Telefonda babam, kızıl yada kızamık olmasın diye söyleyince acaba mı diye sorguladım. Anane ve dede de dayanamayıp hemen geldiler yok bu kızıl, kızamık gibi görünmüyor, alerji dediler. Babam tüm yeni verdiklerini kes desede ben mamaya başlayalı bir hafta oldu, armutu üç gündür veriyoruz deyip mamadan kesinlikle olmayacağını düşündüm.Her yerde demiyorlar mı üç gün deneyin sıkıntı yoksa vermeye devam edin.Ama öyle değilmiş.

 Akşam banyosunu yaptırdıktan sonra saat 18.00 de mamasını vermeye başladım  on kaşıktan sonra ağzının yanı kzardı, kaşık tahriş etti sanırım dedim bu seferde gidip yüzünü yıkadım. Yok bu kaşık kızarıklığı değildi. Bebebğim arı sokmuş gibi şişmeye başladı kucaklayıp odasına götürdüğümde soydum yavrumun heryeri kızarmış öbek öbek kabarmıştı. Hemen  doktoru aradık, belirtilerin alerji göstergesi olduğu armutun alerji yapmayacağı mamada bulunan inek sütü veya benim son günlerde bugüne kadar almadığım farklı birşeyi yediysem yada çikolata fıstık, fındık fazla tükettiysem, anne sütünden bunlarında bebeğe geçip alerji yapabileceğini söyledi ve ilaç verdi.Ancak alerji durumunda nefes darlığı göründüğü için vede Kuzey'in her tarafı daha da kötü olduğu için gece acile gittik.

Doktor öncelikle görüntünün alerjiye benzediğini ancak enfeksiyondan kaynaklanan bir durum olup olmadığını kontrol edip net tanıyı koymak gerektiğini belirtip, CRP tahlili istedi, bir saat beklemenin sonunda rahatladık,enfeksiyondan kaynaklanmadığını gördük ve alerjinin kaynağı inek sütü olabileceği gibi benim son günlede yediğim bugüne kadar yemediğim "bal"dan olabilirdi.

Ben balı kesecektim. Kuzey için ise sadece anne sütü, altı gün sonra ise mamayı sabah biraz deneyip bundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını saptayacaktık. Çünkü inek sütü alerjisi varsa bu durum önemliydi, ona göre beslenme programı hazırlayacaktık.İnek sütü içermeyen bir mama vardı ancak buda çok pahalıydı, şimdilik sütün en azından bir hafta yetmesi için dua edip bir hafta sonra doktor kontrolümüzden sonra ne yapacağımızı öğrenecektik.


23 Ekim 2010 Cumartesi

www.gezgindefteri.blogspot.com

Uzun süre ihmal ettiğim blogumuda hayata geçirmeye karar verdim. Eski gezileri derleyerek yazacağım. Paris ile başlıyorum:)))http://www.gezgindefteri.blogspot.com/

SENİ SEVİYORUM

Zaman hiç geçmiyor sanıyordum yada geçen sürenin nekadar olduğunun farkında değildim,oğlum doğana kadar; her geçen gün onun büyümesini izlemek mutluluk verici ama bu arada acı bir gerçek o büyüdükçe biz bir gün daha yaşlanıyoruz yada olgunlaşıyoruz;

 Zamanın geçtiğinin en büyük kanıtı benim için Kuzey,inanılmaz bir hızla büyüme,  hergün yeni birşeyleri keşif  ile geçiyor günleri, 

Daha beş ay önceye kadar gülmez, hareket etmez bir bebek iken şimdi akşamları kahkahaları ile benim bütün yorgunluğumu alacak kadar yüce bir güce sahip...

Sana teşekkür ediyorum oğlum, günüme anlam, hayatıma renk kattığın, dünyaya, insanlara bakışımı daha güzelleştirdiğin,hiç bir psikologun yapamadığı kadar ruhuma iyi geldiğin ve beni daha da olgunlaştırdığın için.

Seni çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo
k seviyorum.

21 Ekim 2010 Perşembe

EK GIDAYA GEÇİŞ -BESİN ALERJİSİ

Ek gıdaya geçiş ile birlikte, yedirip yediremeyeceğiniz besinler ortaya çıkıyor.Niye? Besin allerjisi olabilir diye?

Gelişimlerinin ilk üç ayını polen mevsiminde anne karnında geçiren çocuklarda besin alerjisi riskinin daha fazla olduğu ortaya çıkmış.TIKLA

  
BESİN ALERJİSİ NEDENİYLE EK GIDAYA GEÇİŞTE İLK AŞAMADA NELERE DİKKAT ETMELİ; 
 
Patlıcan, portakal, domates, çilek, yumurta akının allerji riski yüksek olduğundan öncelikle tercih edilmemeli. İnek sütü ise ilk bir yıl verilmesin diyor uzmanlar; Çünkü ilk bir yılda alınan  inek sütü,bebeğin böbreklerinin yorulmasına,demir eksikliği anemisine(kansızlık) ve ileriki yaşlarda alerjik astıma neden olabilirmiş.

Her seferinde sadece tek bir yeni gıda eklenmesi gerekir. Ek gıdalara başlamak için en az üç ya da dört gün beklenilmesi iyi olur. Bu süre, de herhangi bir gıdaya karşı besin alerjisi olup olmadığını belirlemek için önemli. Aynı zamanda her yeni besin bir kaşıktan başlanmalı ve giderek miktar arttırarak bebeğe verilmelidir

Anne sütü alan bebeklerde besin alerjisi daha az görülüyor. Erken ek gıdalara başlanması sindirim sisteminin tam gelişmemiş olması nedeni ile ishal ve besin alerjilerinde artmaya neden olmaktadır.  Annenin erken ek gıdaya başlamasının en önemli nedenleri ise annenin sütünün yetmediğini düşünmesi, annenin yanlış bilgilendirilmesi, bebeğin büyüme izleminin yapılmamasıdır.
 Bebeğinizin bir besine alerjisi olup olmadığını vücudunda, özellikle yüz bölgesinde beliren kızarıklıklar ve döküntülerden anlayabilirsiniz.Bu durumda o besine bir hafta ara verip sonra yeniden deneyebilirsiniz.


İnek Sütü alerjilerinin genelde 3 yaşından sonra ortadan kalktığı belirtilmektedir. Aynı zamanda inek sütü alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebileceği önerilmektedir.

Evet sıra geldi. Menümüzde neler olmalı?

Devam edecek...

MUFFİNLER YAPILDI


 Hiçbirşey almama gününü not edip, sonra muffin kalıbı ve yonca şekerlemeleri aldığımdan bahsetmiştim. Akşam  ise deneme yapayım dedim. Tabi benim meşhur pil yuvası bozuk, şarjı durmadan biten fotoğraf makinam ile çekim isteğim başarısızlıkla sonuçlanınca cep telefonu ile çektim.

Yapmış olduğum muffinlerden bir poşet hazırlayarak, üzerine ufak bir uğur böceği koyarak,beslenme çantasına koymaya hazır hale geldi. 

Sevgilim diyor ki, kuzeyin sayfasında bu yazıların  ne işi var, editör ben değilmiyim, istediğimi eklerim değil mi?  



Malzemeler:
3 adet yumurta
1.5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı süt
1 ajda çay bardağı  zeytinyağı
2.5 su bardağı un
1 su bardağı karışık kuru meyve parçaları

1paket kabartma tozu
Yapılışı:
Yumurta ve toz şeker rengi beyaz oluncaya kadar mikserle karıştırılır.
Süt ve zeytinyağı ilave edilir.
Vanilya,un,kabartma tozu karıştırılır elenerek hamura ilave edilir mikserle güzelce karıştırılır.
Kuru meyveler unlandıktan sonra hamura eklenir karıştırılarak tüm hamura dağıtılır.
Muffin kalıplarına paylaştırılır.
Önceden ısıtılmış 170C ısılı fırında pişirilir.


19 Ekim 2010 Salı

19 EKİM- HİÇ BİR ŞEY SATIN ALMAMA GÜNÜ

Ajandama not aldım, bende bu günde adına yakışan duruma uyayım diye, ama nerede, ajandamın üst kısmında silik bir yazı halinde, kendi kendine amacını gerçekleştirememiş şekilde boynu bükük duruyor.

19 Ekim HİÇBİRŞEY ALMAMA GÜNÜ-Y-MÜŞ, ama ben unutup, bugün öncelikle Kuzey için baby city  kullan at önlük ( bu arada 25 adet=5,50 TL. ve kullanışlı )  ve muşamba önlük satın aldım daha sonra kendim için ,pelincede gördüğüm muffinlerden sonra, muffin kek kalıbı ve kekin üstünü süsleyeceğim yonca şeklinde şekerlemelerden aldım. İhtiyaca girer mi , hadi Kuzey için aldıklarım girsin ama kendim için aldıklarım- tabiki girmez, hamile olsam aşeriyorum derdim ama bugün muffin yemesem yada üstünü yoncalarla süslemesem ölmezdim-  ajandam da yazılı olan yazıyı gördükçe kendime kızmaya devam edeceğim ve 21 Ekim olsun ki ajandamın görünen bu sayfaları değişsin.

Kendilerini “Bilinçli Hippiler Topluluğu” diye adlandıran bir oluşum, 19 Ekim Salı günü için bir boykotu örgütlüyor.

Topluluğun manifestosu noktası virgülüne kadar şöyle; 

GDO’lu gıdalar, üçüncü köprü, kısır tohumlar, yetersiz gıda kontrolü, yenilenebilir enerjinin yetersiz arzı, yanlış sulama sistemleri, gıdamız üzerine oynanan oyunlar, enerji ihaleleri üzerine oynanan oyunlar, sansürlemeler, geri dönüşüm sistemlerinin yetersizliği, su kaynaklarımıza gerekli önemin verilmemesi ve aklınıza gelen diğer bütün problemler…


18 Ekim 2010 Pazartesi

EK GIDAYA GEÇİŞ

İLK ALTI AY TABİKİ ANNE SÜTÜ, ancak benim son bir aydır bir an önce ek gıdaya geçmek gibi bir hevesim var.
Bu isteğimin nedeni, benim erken doğan minik oğlumun , kaşıkla yemesini büyüme göstergesi gibi görmem. Bugün ilk olarak sütlü pirinçli muhallebimizi yedik ve pek sevdik. Miniğim artık kaşıkla yiyen bir adam oldu:))))) Bugüne kadar beni en çok heyecanlandıran şeylerden ilki "ilk gülmesiydi" ikinciside "kaşıkla yemesi "oldu.

Ek gıdaya geçtiğinizde dikkat etmeniz gereken en önemli şey aceleci ve gergin durmamalısınız ve bebeğinizin devamlı ağzını silmemelisiniz.

 Gelelim ek gıda  çeyiz hazırlıklarımıza; Çeyiz hazırlar gibi, ek gıdaya geçiş metaryalleri hazırladım.
Her daim Kuzey için yeni alınacak şeyler çıkıyor.Ama şimdiki Kuzey'in büyüme nişanesiydi.

Neler aldık?


Kaşık; Silikon kaşıkların zararlı olduğunu düşündüğüm için seramik, reçel kaşıklarından aldım


Suluk; için uzun alıştırmalarım sonunda, Avent'i, magic cup suluğunu aldım. Bunu seçmemin nedeni yere atsa da , sallasa da su akıtmamasıydı.


Tabak; Sıra tabaklarımıza geldi. Yine plastik almak istemediğim için tam bu konuda araştırma yaparken sevgili komşum , Karacadan  çocuklara özel, kupası, tabağı, kasesi olan seramik bir takım getirdi,enfes, Kütahya Porseleninde çocuklar için bu şekilde setleri varmış meğer ilk defa gördüm ve çok hoşuma gitti.



Kullan at önlükler; Chicco'nun içerisinde bulunan kullan at önlükleri dışarıya çıktığımızda kullanım açısından çok memnun kaldım. Bildiğim kadarıyla bebe confortunda bu şekilde ürünü var.

Ve tabi ki cam rende ;


Devam edecek...















17 Ekim 2010 Pazar

TURKUAZOO

Elif Koca diyorki; algıları açılan çocuk daha zeki olur? Algıları açmak içinde değişik ortamları göstermek gerekiyor. Kuzey'in zeki olması için mi yoksa gezmeyi sevmemiz mi neden bilinmez ama son sıcaklar olduğunu düşünerek,Kuzey için değişik bir aktivite yapalım dedik ve forumistanbul akvaryumda soluğu aldık.(amma uzun cümle oldu) Anadolu yakasında oturmamız nedeniyle trafiğe kalmamak için oniki olmadan  yola çıktık, çok kısa sürede Bayrampaşa forum istanbula vardık.

Biletlerimizi aldık ve su altının büyülü dünyasına balıklama daldık:) Büyüleyiciydi, özellikle tünel olarak adlandırılan yerde  üstünüzden vatozlar, köpek balıkları geçince dehşete düşmemek, rüyaya dalmamak elinizde değil. Kuzey en çok palyaço balıklarını beğendi nede olsa nemo ve dolly vardı orada.Benim ise en çok şaşırdığım mığrı balığı idi, -namı diğer yılan balığı-devasal boyutu ile kıpırdamadan kütüğün arkasına saklanır gibi durması cüssesinin farkında değil hissi uyandırıyordu insana.

Vatozları yakından görünce, ters duran göz kapaklarına şaşırıp kaldım.

Ahtapot yok mu derken karşımıza tek başına özel suit odada ( :)) konaklayan ahtapot kardeş  çıkıyor vantuzları ile yukarı aşağı hareket edip duruyor, çok eğlenceli.


Çıkışta hediyelik eşya satılan yerden kayıp balık nemolarımızı da aldık ve trafiğe kalmadan dönüşe geçtik.

Her nekadar köpek balıkları ile yüzemesek de Kuzey için değişik bir deneyim oldu.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails