AŞKSIN SEN

AŞKSIN SEN
NERELERİ GEZDİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NERELERİ GEZDİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2012 Pazartesi

SAPANCA GEZİSİ( zeliş çiftliği- maşukiye cansu alabalık tesisleri)

Geçen hafta rotamızı Adapazarı'na çevirdik . Sevgili arkadaşlarımız Cansu ailesi ( Suzan-Murat- Yiğit) ile birlikte sabah 08.30 da yola koyulduk. Saat 10.00 olmadan Zeliş çiftliğindeydik. Zeliş çiftliğine varmak için dağa doğru 4000 metre daha yıl çıkıyorsunuz ama o manzara için değer.


Aslında başta bir gün kalma planları yapmış olsak da rezervasyon için yer kalmadığını öğrenince sadece kahvaltı için rezervasyon yaptırdık.

Manzara enfes, birde Zeliş'in el yapımı reçelleri buna eklenince  enfes bir kahvaltı yaptık ancak burada çocukları zapt etmek mümkün olmadı düz ayak bir yer olmadığı ve bizim veletler pek bir afacan olunca daha fazla kalamadık.

( Kahvaltı için mutlaka önceden rezervasyon yaptırınız kişi başı 25,00.-TL.)







 Buradan daha önce duyduğumuz "Maşukiye Cansu Tesislerine" gittik. Burası Maşukiye yolu üzerinde bir yer

<><><><>
<><><><>
Otoyol İstanbul, istikametinden gelenler için, İzmit Doğu - Uzunçiftlik turnikelerinden çıktıktan sonra 500 mt. ilerden sağa sapanca kavşağına sapılarak 10 km. sonra Maşukiye'ye ulaşmak mümkün.
Ankara Yönünden, gelenler için, sapanca turnikelerinden çıkıp, sola dönüldükten 9 km. sonra Maşukiye'ye ulaşmak mümkün. Maşukiye girişinde ki tabelalarımızı takip ederek tesisimize ulaşabilirsiniz.

Burası çimlerin üzerine masaların kurulu olduğu etrafta çiçeklerin olduğu  alabalık tesisi. Öncelikle tam çocuklara uygun bir yer  yeşillik açık bir alan, aynı zamanda arzu edenler atlara binebiliyor. Kahvaltıda yapılabiliyor ancak biz öğleden sonra gittiğimiz için önce bir demlik çay içtik akşama doğru alabalık,  çıtır tavuk, kiremitte peynir, kiremitte mantar yedik:))

Alabalık pek sevilen bir balık değil, ancak kiremitte kaşarlı filetosu güzeldi, buz gibi testide içtiğimiz  su  ve  kiremitte mantarda enfesti. Çocuklar çok eğlendi sürekli ayakta orya buraya koşturdular açık havadan mı nedir dışarıda hiç uyumayan kuzey efendi onca sesin içinde uyudu annede rahat bir çay içti :)))))





4 Şubat 2012 Cumartesi

KEYİFLİ BİR HAFTA SONU

SÜREYYA OPERASI



Güzel bir hafta sonu geçirdik önce

SÜREYYE OPERASINDA  "Bremen mızıkacıları" adlı çocuk operasını izledik. Kuzey daha öncede bir çok kez tiyatroya gittiği için yadırgamadı ancak opera olmasının tadı bir başka idi, müzik ses kalitesi süperdi tabi efsane Sureyya Operasında izlemek ise benim için ayrı bir keyifti.

Kadıköy'ün 80 yıllık tarihi Süreyya Binası,  Anadolu yakasının ilk, Türkiye'nin ise altıncı opera binası olarak sanatseverlerle buluştu.

İstanbulluların ve özellikle Kadıköylülerin anılarında yıllarca Süreyya Sineması olarak yer eden Kadıköy'deki Süreyya Binası, Kadıköy Belediyesi'nin iki yıllık titiz çalışmasıyla 80 yıl aradan sonra Kadıköylüleri opera ile buluşturdu. Kadıköy'ün en güzel tarihi binalarından olan Süreyya Binası'nın tarihi 80 yıl öncesine dayanıyor. Bina, Kadıköy Bahariye Caddesi'nin en güzel noktasında, 1924 yılında Süreyya İlmen (Paşa) tarafından yaptırıldı. Kadıköy'de şehrin kültür hayatını çağdaşlaştırmak ve zenginleştirmek için müzik ve sahne sanatlarına uygun bir bina yapmaya karar veren Süreyya Paşa, yapımına giriştiği binayla ilgili anılarında, binayı yaparken sinema, tiyatro ihtiyacını karşılamakla beraber, Kadıköy'e bir şeref vermeyi de düşündüğünü belirtir. Paşa, inşaatı üç yıl süren ve 6 Mart 1927 tarihinde bitirilen binayı yaptırırken, konser, konferans, dans, balo, çay, nişan-düğün gibi sosyal ihtiyaçları da karşılayıcı bir bina tasarladığını anlatır. Bu amacını gerçekleştirmek için de binanın estetik olması, tüm tiyatro ve opera ihtiyaçlarını karşılaması, örnek olarak gösterilmesi için Avrupa ülkelerinde bulunan ünlü tiyatro ve opera binalarını gezer. Böylece Süreyya İlmen Paşa, fuayesini Paris'in Şanzelize (Champs Elysees) Tiyatrosu'nun fuayesinden, iç bölümlerini ise Alman tiyatrolarından örnek alarak tasarlar ve adını verdiği Süreyya Sineması
ve Operası'nı yaptırır. Süreyya Paşa, opera temsillerine uygun bir bina yapmayı amaçlasa da sahne bölümü yapılamadığı, gerekli teknik donanım, kulis, sanatçı odaları ve benzer mekânlar tamamlanamadığı için Süreyya'da hiç opera oynanamaz. Ancak bir sebep de o dönemde opera oynayacak yetişkin sanatçı bulunmayışıydı. Bu nedenle bina hep kültür sanat hayatımıza "sinema" olarak yerleşti ve son döneme kadar da Süreyya Paşa'nın torunları tarafından sinema olarak işletildi. Süreyya Paşa'nın girişimiyle burada opera gösterileri düzenlemek için kurulan Süreyya Opereti Topluluğu da temsillerini Süreyya Binası tam olarak bitirilmediği için gösterilerini hep Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu ile Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda sahneledi. Süreyya Binası, o dönemin koşullarında, Kadıköy'e müstesna bir mimari eser olarak şehir hayatına katıldı. Böylece Süreyya Paşa'nın ilk başta binayı yaparken gerçekleştirmeyi düşündüğü "opera" amacı kısmen gerçekleşmiş oldu ( http://www.denizce.com/sureyya_opera.asp)
RETTO CAFE  



Daha sonra KİDS CORNER'a ÖĞLE  yemeği için gittik. çocuklu aileler için tavsiye edilebilir bir yer, siz yemeğinizi yer ken çocuğunuz oyun ablaları ile gözünüzün önünde oynutyor sizde rahatca yemek yiyebiliyorsunuz. Ancak servis çok yavaş

9 Ocak 2012 Pazartesi

MUCİZELER DÜNYASI ÇOCUK EVİ

Cumartesi günü Mucizeler Dünyası Çocuk Evi'ne gittik. Hafta içi hafta sonu değişik grupların katılabildiği bir yer. Aynı zamanda sadece cumartesileri günü iki saat çocuğunuzun oynayabileceği , sanatsal faaliyetler yapabileceği bir yer. Mucizeler Dünyası Çocuk Evi, 2-5 yaş arası çocuklar için tam kapsamlı bir çocuk evi, 6 aydan 36 aya kadar olan çocuklar için ise eğlenceli ve faydalı bir oyun alanı olarak tasarlanmış, gerçek anlamda bir çocuk evi projesidir.



Kuzey için oyun grubu araştırmasına girerken bulduğum bir yer çoğu yer süreklilik istediği için, bana pek uymuyordu  ancak burası aynı zamanda çocuğunuzun sosyalleşmesi enerjisini atması ve öğretmen eşliğinde aktivite yapabileceği bir yer. Kuzey için  çok değişik bir deneyim oldu, Playarone denilen oyun bölümünde deliler gibi oradan oraya koşuyordu her şey onun için çok farklıydı cicimi cici çocuklarla çok güzel iletişim gören öğretmenimiz bunun ilk gün olması sebebi ile çok normal olduğunu bugün tamamen keşfetmek isteyeceğini belirtti, bir saatin sonunda üst katta bulunan aktivite kısmına katıldık önce hamur sonra serbest çizim yaptık.



Hizmetler:
* 2-5 yaş arası çocuklara yarım gün veya tam gün eğitim hizmeti.
* 6 ay – 5 yaş arası çocuklar için Playorena oyun programı.
* Cuma – Cumartesi akşamları kendine veya sosyal çevresine zaman ayırmak isteyen ebeveynler için , 19:00 – 00:00 saatleri arasında çocuk bakım hizmeti
*Çocuğunuz için özel hazırlanan temalı doğum günü partileri
* Akatlar Club Sporium işbirliği ile Yaz Okulu
Adres
Akatlar Mahallesi, Gelincik sokak, No: 2/11 - Akatlar
Telefon
(212) 279 10 71
Telefon
(212) 279 10 72

5 Ocak 2012 Perşembe

VİAPORT AVM

Anadolu yakasında oturanlar bilir Viaport AVM 'yi bizim evimize çok yakın olduğu ve açık bir alana sahip olduğu için çok sık uğradığımız bir yer, AVM lerden sıkılmış biri olarak Viaport'un açık olması ve çocuklara yönelik etkinlik alanlarının olması süper.

Bu nedenle dün akşam havanın güzel olmasını fırsat  bilip işten erken çıkarak ananemiz ile birlikte Viaporta gittik , Önce luna parka uğradık , burada turtıla binmek isteyen kuzey tırtılın hareket etmesi ile birlikte ağlayınca lunapğark sevdamız yarım kaldı daha sonra luna parkın kenarında bir kaç çeşit hayvanın yer aldığı kafesleri gezdi, bu aralar resimlerdeki hayvanlara meraklı oğlum sürekli meee, mööö, hav hav şeklinde dolaştığı için bu hayvanları canlı görünce bir kez daha mutlu oldu.


Tabi her atarf fiskiye dolu olduğu için kuzey için su bu aralar  " şiş" demek olduğu için her gördüğü fiskiyeye şiş  şiş diye saldırdı.

"Şiş" olayıda şuradan geliyor. Kuzey içim cam şişede su alıyoruz, damacanadan içmemesi için bu nednele evin içinde Kuzey'in şişesi nerede, şişesini verirmisin cümlelerinden sonra oğlum için "şu"olan su kelimesi "şiş" kelimesine terfi etti

2 Ocak 2012 Pazartesi

RETTO CAFE


Yılbaşı gecesinden Kuzey bir şey anlamayacağı için saat 15.00 gibi Kuzey'i eğlendirecek birşeyler yapalım dedik ve Retto cafeye gittik.

Öncelikle çocuklara yönelik hazırlanmış bir mekan, çocuk menüsü, büyük bir oyun alanı ve çeşitli derslerin verildiği atölyesi var.

Oyun alanı saatlik 10,00.-TL.  alanın geniş olması ve içerisinde çocukların olması Kuzey'i çok mutlu etti, oradan oraya rahatça koştu eğlendi.

Yalnızca kışın gidecekseniz oyun alanına ayakkabı ile girilmediği için  yanınızda ev ayakkabısı götürmelisiniz, yoksa yerler soğuk olduğundan hastalanma riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Oyun alanının karşısında koltuklar olduğundan yetişkinler burada oturarak rahatlıkla çocuklarını gözlemleyebilirler.
En yakın zamanda kahvaltı için buradayız.

Böyle mekanlara ihtiyacımız var ama bu mekanının  biraz daha  gelişmesi gereken yerler  var. Sipariş getiren arkadaşlar biraz daha tecrübeli olabilirler ve çalışanlar biraz daha güleryüz lütfeeen :))
RETTO CAFE
Turgut Özal Bulvarı No: 89
İdealtepe, Maltepe – istanbul
Tel: 0216 – 518 11 27

30 Aralık 2011 Cuma

SAFARİ PARK

Nihan arkadaşımla görüştüğümde blogu aslında uzun süredir ihmal ettiğimi gezdiğimiz yerleri ve akivitelerimizi yazmadığımı farkettim. Geriye dönük yazabildiğimiz yazmaya karar verdim: Geçen hafta gittiğimiz Pendik ne omarin AVM içerisinde yer alan Safari PArktan bahsetmek istiyorum. Burası AVM içerisinde lunapark , ben AVM fikrini çok sevmesemde soğuk havalar için kapalı yerde Luna park fikri güzel

2 Aralık 2011 Cuma

ANKARA MACERASI

Hafta sonu marka vekilliği sınavı nedeni ile maaile Ankara'daydık, tüm ısırıcı soğuna karşı güzel bir hafta sonu geçirdik. Sınav sonrası akşam buluşup urfalı mehmet  lokantasında tüm arkadaşlar yemek yedik, lokanta tamamen çocuklu aileler için hatta çocuksuz aileler gitmesin dedirtecek cinsten


Çocuklarınızla ilgilenebilen ablalar olduğı gibi çocuğunuzun fotoğrafını çekip magnet içinde fotoğrafı ve bir oyuncak hediye ettikleri gibi çocuk menüsüde var. Ertesi gün kahvaltı için Nissh deydik, ancak Kuzey'in yolda kusması nedeni ile tedirgin bir kahvaltı yaptık. Yola gidecek olmamız nedeni ile hem ne yedireceğimi bilemedim hemde çok keyifli kahvaltı yapamadım ama çok güzeldi, dostları bir arada görmek ayrı bir keyifti tabi Kuzey'de çok mutlu oldu kendine göre pek çok çocuk vardı çevrede

ANTALYA MACERASI

Bayram tatili nedeni ile eşimin şirketinin hediyesi ile Antalya'da tatil köyünde geçirecektik, bana Tatil köyü fikri hoş gelmediği için birde Kuzey ile bu fikri demenin tecrübesine varmak istedim.

Antalya'da sevgili arkadaşlarım Zümral ve Süleyman'ı ve tabiki güzel kızları Zeynep'i görmek için bir gün erken gitmeye karar verdik. İlk gün Zümral bizi karşıladı ve çok güzel yapmuş olduğu program ile çok güzel bir gece  geçirdik ertesi gün yolumuz belek Limak Atlantis Otel'e gittik, Kasım ayında olmamıza rağmen denize girilebiliyordu tabi ben bebemi sokamadım.

Yine söylüyorum herşey tatil otel bana göre değil, giriyorsun kapalı bir kutuya bilmem kaç gününü otel odası deniz, yemel salonları arasında geçiriyorsun habire yiyorsun yada yemek zorunda bırakılıyorsun. Ancak iyi olan yanı yemek yapmadığın çamaşır v.s. ile ilgilenmediğin için çocuğun ile daha çok vakit geçirebiliyorsun.

tabi birde bebeyi iki saatliğine kocaya satıp kese+köpük+masaj yaptırabiliyorsun....

5 Ekim 2011 Çarşamba

YURT DIŞI TATİLİ

Bebeğim doğmadan önce çevremdeki bebekli arkadaşlarımın tarafımdan yapılan her yoruma karşılık "hele bir çocuğun olsun anlarsın" cümlelerinden bunalmıştım. Ozamanlar bende bu cümle, çocuk gibi bir nimete karşı şikayet gibi algılanıp kendime "ben böyle olmayacam ne yaşamak istersem bebeğimle birlikte yaşayacağım" diye söz vermiştim.


Sıra bu yaz Kuzey ile tatil meselesine gelince önce yurt içi tatilköylerini araştırıp tatil anlayışı ye,iç,denize gir olmayan ben ve kocacım için bu kadar para vermek anlamsız geldi ve yurt dışı turları araştırmaya başladık.Öncelikle yakın bir yer ( Avrupa ülkesi) olmalıydı, gitmediğimiz yerlerden çocukla gidilebilecek hatta gittiklerimizin bile içinde çocukla gidilebilecek en iyi mekan olarak Barcelona'da karar kıldık.


Sıkı bir araştırma yapmalıydım, ilk soru **bebeğim ne yiyecek ki hele bizim gibi süt alerjisi olan bir çocuk ile yurt dışı delilik olabilirdi. :))Yaptığım uzun çaplı araştırmalardan sonra yanıma neler aldım;


1-Seyahat kettle
2-Biberon Isıtıcı,
3-Ballı Tahıllı
4- Çeşitli meyveler
5-Makarma
6-Saklama kabı,kaşık
7-Keçi sütü( 2 kutu)
8-Süperfresh levrek,uskumru,ton balığı,
9-Kullan at önlükler
10-Cam biberon( kırılma ihtimaline karşı birse polikarbonat biberon)
11-4 tane emzik( 2 emziği barcelona sokaklarında heba ettikten sonra emziği eşorfmanımdan bulduğum ip ile Kuzey'in boynuna asıp emzik krizi yaşamaktan kurtulduk)
12- Hİp mamalar( kullanmaya gerek bile kalmadı)
13- Çeşitli giysi ,bir kaç çeşit oyuncak ve kitap
14-Islak mendil-20-25 adet bez
15- Chicco cady baston
16-Siling( hiç kullanmadık)
17- Hayat küçük su( 3 adet)
18-Neocate mama
19-Domates( gerek kalmadı)


Barcelona bence daha önce gittiğim Avrupa ülkelerine göre  ( Roma, Prag, Paris) yemek sorununun daha az olduğu hatta bize göre hiç olmadığı ülke idi.


Hata yaptığımızı düşündüğümüz konu ise merkeze uzak otel seçimi idi. (  25 dakikada metro ile Barcelonaya ulaşmak ??)
Merkeze uzak otelimizin bir avantajı yemekleri idi, damak tadımıza ve Kuzey'e uygvun ve çok uygun yemekler vardı.


Aynı zamanda Barcelonada bulunan meyve pazarları Kuzey'in ara öğünlerinde biçilmez kaftan oldu bizim için. Tabi marketler. Marketten aldığımız yeme amaçlı olmayıp Kuzey'in tamamen ısırıp attığı ama bu nedenle oyalandığı çubuk kraker ve sıkıştırılmış mısır gevrekleri imdata yetişti.


Yine marketten aldığımız pişmiş makarnalarda süperdi.


Gelelim çocukla Yurt Dışı tatilinin diğer püf noktalarına; kesinlikle baston puset, bu anlamda biz chicconun cady modelinden çok memnun kaldık. Kuzey onun içinde biz arkasında bastonun bir kolunda Kuzey'in eşyaları diğer kolunda boş bir poşet ve gün içinde Kuzey'den geriye kalan çöpleri koymaya yarayan torba ile beş gün geçirdik.


Kesinlikle düzeni bozulmadı öğlen uykusunu saymazsak aynı saatlerde yemek yedi ve akşam aynı saatte uyuttum. Ancak öğle arası uykusu meraklı oğlumun heryeri inceleme isteği nedeniyle 15.00-16.00 lara sarktı.
**Tur ile hareket etmedik, sabah Kuzey kaçta uyandı ise o saatte kahvaltıya inip, öncelikle meşhur patatesli omletlerinden, domates, bal,v.s. ile yapılan kahvaltının ardından hemen saklama kabına Kuzey için her ihtimale karşılık aldığımız patatesli omleti alarak yola çıktık. Tabiki babamız için  market ve gardrop görevi gören sırt çantası ile dolaşmak yorucu olsada acil durum çantası her zaman işe yaradı.


Nereleri gezdik; Öncelikle internetten yapmış olduğum uzun araştırmalar sonucu ortak karar olan yerleri belirlemiştim. Buna göre gezimizi yaptık ancak bizim üçüncü gün öğrendiğimiz bir şeyi paylaşmam lazım, Barcelona'da üstü açık tur otobüzleri var günlük bir bilet alıyorsunuz gezilecek her durakta duruyorlar , müzeyi gezdiniz işiniz bitti hemen duraktan bir sonrakine binebiliyorsunuz.

Sİlk gün: Sabah otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra otobüslerle şehir turuna başladık. Bu şehir turunda sırasıyla görülecek yerleri otobüs ile görüyoruz.  Şehir turu esnasında gördüğümüz bu nedenle daha sonra gitmediğimiz yerler; 


Port Olimpic. 1992 Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapan Barselona’da bu oyunlar için yürütülen bir proje ile eski rıhtım yıkılıyor ve yeniden düzenleniyor. Gezinin ilk günü şehir turunda burayı gördüğümüz için gitmiyoruz.

Sagra Familia:Bitmeyen kilise

Aynı gün, turdan ayrılarak;
Yolda bir kaç mağazayada uğruyoruz, daha sonra Akvaryum'a gidiyoruz ancak İstanbul Forumdaki akvaryumun daha güzel olduğuna karar verip keşke gelmeseydik diyerek geri dönüyoruz. La Ramblas caddesinde denize doğru olan kısmında Kolomb'un adına yapılan anıtla karşılaşıyoruz. 60 metrelik dökme demir anıt bulunuyor.


 Dönüş yolumuzda öncelikle Katalunya müzesi ve Picasso müzesini geziyoruz. Catalunya müzesi girişi 4 Euro Picasso müzesinin ise 9 Euro.


Catalunya müzesi Kuzey için en keyifli alan oluyor, Çünkü pek çok görsel izleyerek o dönemlere ait eserleri:) deneyebiliyorsunuz. Şovalyeler bu çelik zırhları taşıyarak nasıl ayakta kaldılar anlamıyoruz.

Kolomb Anıtına sırtınızı verip denize doğru döndüğünüzde sağ tarafta Drassanes (Tersane) ve Museu Maritim’i (Denizcilik Müzesini) görüyoruz. Biz girmedik ama denizcilik tarihine meraklı olanlar bu müzeyi gezebilirler.


Ertesi gün metroya binerek, Catalunya meydanına ve Las Ramblas caddesine gittik.




Cadde İstanbul- İstiklal Caddesine benziyor ancak daha büyük bir cadde, cadde üzerinde çeşitli satıcılar ve resim yapanları görebiliyorsunuz ve favorimiz :)) La Boqueria’ya ulaşıyoruz. La Boqueria Barselona’nın en renkli yiyecek pazarı. Ülkemizde göremeyeceğimiz tropikal meyveler ve kuruyemişler dilimlenerek hazırlanmış paketlede ve tabağını 1,50 € ya yiyebiliyorsunuz. Her çeşit deniz ve et ürününüde bulmak mümkün:))

Las Ramblas’da denize doğru yürürken Dar bir sokağa girerek Gaudi’nin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Neo-Gotik bir malikâne olan Palau Güell’i binanın dışından izliyoruz. Katalonya yöresinde, özellikle Barselona kenti ve çevresinde çok fazla eseri var.

Ertesi gün Park Guelle gitmeye karar veriyoruz. Metroda karşılaştığımız turdan bir ailede bizimle gelmeye karar veriyor ve iyiki geldik dediler.
Gaudi’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Park Güell, bunlardan biri





3. gün Girona-Figures'e gitme planımız baştan beri belirli iken evdeki plan çarşıya uymaz hesabı çocuklu olmamız sebebiyle ekstra giderek kişi başı 70 Euro ödemek için ismimizi yazdırmış bizler gerekli katılımın olmaması sebebiyle turun iptal olduğunu öğrenince kendimiz gitmeye karar veriyoruz. Kahvaltı esnasında iki aileninde buralara gideceğini öğrenince birlikte yola koyuluyoruz.



Barcelona-Sants (Estació de Sants) istasyonuna gidiyoruz. Burası banliyö trenleri, şehirlerarası trenler, hızlı trenler ve metro hatlarının birleştiği Barselona’nın en büyük ve önemli tren istasyonu.

Figurasa  gidiş dönüş kişi başı 11.20 € bilet parası veriyoruz. Yol giderken 2 saat dönüşte trenle yaklaşık 1 saat sürdü, dönüşte sevgili kocacımın hızlı trenin ayrı saatlerde olduğunu farketmesi ve bu saati not alması üzerine zaman yönünden tasarruf ediyoeruz. 



 Girona daha önce bir durak olması ancak aldığımız bilgilerden önce Figurasa uğramamız gerektiği için buraya uğruyoruz.


Figurasa gelme sebebimiz Dali Müzesi; Müzeye, Figueres Tren İstasyonundan 15 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşabiliyorsunuz. 11 € olan giriş ücretini ödüyoruz. Giriş için iki bilet veriyorlar. İkinci bilet başka bir binada yer alan Dali Mücevherleri Müzesi için.Ancak puset içeriye alınmıyor çünkü pusetle gezemiyorsunuz. Puseti girişte verip çıkışta alıyorsunuz.

Dalinin kendi portresini yere dağınık olarak çizip bombeli aynada düz bir şekilde göründüğü resim


Dali Müzesinde oğlumun uyanık olduğu ilk iki dakika sonrası bu şekilde kucakta uykulu bebe ile müze gezmesi

Tavanda Küvet, tuvalet var
Pek çekemedim ama aşağıda baktığınızda oda görünümü görünen ama karşıdan baktığınızda bayan suratı

Bana göre bukadar yol gelmeye değdi, tabi müze gezmekten  hoşlanmayanlara bir şey diyemeyeceğim ben bayıldım , Dalinin değişik çalışan beyninin eserlerini görmek değişik bir keyif ve tecrübe idi. Daha önce İstanbul'a bir kısım eserleri geldi ise de gelmeyen eserlerinide görmek keyifliydi.


Dalí, müzenin her köşesini kendi tasarlamış, inşaatı ve dekorasyonuyla bizzat ilgilenmiş. Müze 1974'te açıldıysa da, Dalí 1980'lerin ortasına kadar ufak eklemeler ve değişiklikler yapmaya devam etmiş.

 Dali’nin mezarı müze içerisinde cam kubbenin tam altındaki mahzende bulunuyor. Bu salonda devasa bir tablo yer almakta.

Ayrıca müzeye kesinlikle sabahın erken saatlerinde gidilmeli ki Gioranayada uprayabilin biz bu nedenle uğrayamadık:((
Daha sonra Figueres’in dar sokaklarını geziyoruz.  ve bir cafeye oturup önce yöresel içkileri Sangria içiyor ve Kuzey'inde yiyebilmesi için makarna yiyoruz çok uygun bir fiyat ile doyuyoruz .Ayrıca tren istasyonuna yakın bir yerde Döner kebep satan bir dükkan var Pakistanlılar işletiyormuş gruptan bir kaç kişi orada yemek yemeyi tercih etti ve memnun kaldıklarını söylediler. buda benden söylemesi

Geri dönüş yolculuğu daha kısa geçtiği için daha rahat geçiyor. Takrar Catalunya meydanındayız, bu sefer otele dönmeden önce hep birlikte Tapas ve Paella yemeye karar veriyoruz. Tapas; bildiğiniz meze tabağı, ağız tadımıza yakın ancak kesinlikle türk mezeleri daha enfes, paella ise bir çeşit pilav tavuklu,sebzeli ve deniz ürünlü çeşitleri var biz sebzeli ve deniz ürünlü alıyoruz. Deniz ürünlü olanı beğeniyoruz tabi yanına Sangria dahil

Tapas ve Paella yiyecekseniz dışarıda menü yazan yerleri tercih edin, bunlarda tek fark dışarıda değil içeride oturuyorsunuz ama kesinlikle daha ucuz yalnız bu nedenle içecekleri biraz daha pahalıya veriyorlar.

Son gün alışveriş ve gezmeye ayırdık. Sevgili oğlum pusetten kurtulduğu an bidaha binmemek için kaçıyor. Üç emziği barcelona sokaklarında kaybettiğimiz için en son emziği bir eşorfman ipi ile bağlamak zorunda kalıyorum.

Aslında anlatacak daha çok şey var vakit bulur bulmaz gerisi gezginindefterinde olacak

26 Ağustos 2011 Cuma

EDİRNE GEZİSİ

Anneannem ve dedemi uzun süre olmuştu görmeyeli tabi onlarda Kuzey'i görememişti, bu nedenle bir hafta sonu vicdani yönüm ağır basarak annem, kocacım ve oğluşum Kuzey ile Edirne yollarına attık kendimizi.

Aslında bu kadar süredir ertelememin nedeni Kuzey'in arabada en fazla bir dakika ağlamadan durabilmesiydi, bu nedenle 3-4 saat yolu bir türlü göze alamadık.
Saat 9.00 da kahvaltısını yapan Kuzey ile hemen 10.00 gibi yola çıktık çünkü 10.00-10.30 gibi uykuya geçmesini istedik, tamda istediğimiz gibi oldu .
Tabi araba serin beşik gibi sallanınca oğlum ilk defa iki saat uyudu, ondan sonrada ilk defa ( dilinizi ısırın ) büyük bir problem yaşamadı, varmamıza yarım saat kalayı saymazsak:)
 Problemsiz giden bu yol maceramızdan sonra bir sonraki BAlıkesir seferimizi araba ile yapmaya karar verdik.

Kuzey ilk defa bu kadar yaşlı insanları görüyordu ve hayret etti. Ama onu en çok mutlu eden köyde bulunan kedi, tavuk, hindi gibi hayvanların bulunması idi, korkusuzca onların peşinden koşup durdu, ve çok keyif aldı.
Tabibki anneannem ve dedemin mutluluğu paha biçilemezdi. Özellikle dedem, Kuzey'in hareketliliğine hayret etti . Tabi o kadar kuşak farkı var ki oysa şimdi ki çocukların hepsi afacan:..

Bir gece kaldık ertesi gün yine aynı saatlerde dönüş yoluna geçtik tabibki Selimiye Camii ziyaret edilmeden ve ciğer yenmeden dönülmezdi. Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı ve "ustalık eserim" dediği anıtsal yapı tek kelime ile muhteşem.

Bu camide en sevdiğim husus ters lale figürü;

Yaygın söylenceye göre bu lale, Cami arsasının sahibi olan ve burada lale yetiştiren kişinin, arsaya Cami yapımı için çıkardığı güçlük ve ters tutumunu sembolize etmektedir.

Bazılarına göre caminin yapımında çalışan kör bir ustanın ürünü olan bu lale için, halk arasında, başka inançlar da vardır. Örneğin, Allah ve lale sözcüklerinde aynı harfler bulunması nedeniyle bu çiçeğe Mistik bir anlam kazandırılmış ve kutsal sayılmıştır. Ayrıca eski Harflerle yazılmış lale sözcüğü tersten okunduğunda Osmanlılar'ın Kutsal alameti olan hilal okunur.
Bir başka yaklaşım da Mimar Sinan'ın o günlerde hastalanan ve ölen Torunu Fatma ile ilgilidir. Buna göre zaten kalın boğumuyla yeteri Kadar bozulmuş lale motifi Sinan'ın torunuyla ilgilendiği ve moralinin Bozuk olduğu günlerde bir kalfa tarafından kondurulmuştur.

Bu arada yolunuz Edirne'ye düşerse meşhur bizim ciğercide yerin derim mutlaka. Her şey enfesti tabiki istanbul da bulunan Kırkpınar Lokantalarının neredeyse yarı fiyatına olması ise bizler için üzücü bir durum:))

4 Ağustos 2011 Perşembe

ÇOCUKLA TATİL 1-

piknik zamanı
çakma deniz.))

Kuzey boyu kadar buzdolabı görünce

fotoğraf makinesini bulunca
10 günlük ilk tatilimizi yaptık.
Yer: Burhaniye/ Anneanne dedenin yazlığı

Kuzey'in arabada huysuzlaşması, ağlaması nedeniyle araba yolculuğuna göğüs gerecek gücü kendimizde bulamamamız nedeniyle uçak seyahatini tercih ettik.

Gidişte tam uçağa binecek iken Kuzey'den gelen koku nedeniyle babamız giriş kuyruğunda beklerken biz hızlı adımlarla bebek bakım odasına gittik. Kuzey'in alt değiştirme işlemi bitince ucu ucuna uçağa yerleştik.

Doktorumuzun uçak kalkarken ve inerken su içirin demesi üzerine,kalkışta ve inişte su içirme çabalarımız sonuçsuz kalınca emzik yöntemine başvurduk.

ve tekrar bir koku ve Kuzey ishal olmuştu, hemen uçağın lavabosuna giderek hostesten alt değiştirme için örtü isteyerek bu işlemi de başarı ile tamamlıyoruz. Uçakta pek çok çocuk ağlarken oğlumun ağlama gibi bir sıkıntısı yoktu ancak tabi ki sıkıldı, sinirleri bozuldu, yanımızda ki beyefendi kendisinin de oğlu olduğunu bu durumu anladığını ve başka yer boş ise oraya geçebileceğini söyledi. Biz çok mutlu olduk tabiki Kuzey'de

Burhaniye günlerini iyiydi evde bir kaç kişinin olması tatili daha olumlu hale getiriyordu. Ancak gittiğimiz  hafta  deniz suyu çok soğuktu bu nedenle Kuzey'i denize sokamadık daha doğrusu kendisi girmek istemesi, suya sokmaya çalıştıkça üfff diyerek soğuk hareketi yaparak bizim bu çabamızı sonuçsuz bıraktı.

Bizde kendisine şişme havuz alarak yazlığın önünde ılıştırılmış su ile çakma deniz keyfi yaşattık. Çok memnun oldu ama keyfine düşkün oğlum biraz su soğumaya başlayınca daha fazla içinde durmak istemedi.

Yazlığın müstakil olması ise Kuzeyi en çok sevindiren durumdu heryere gidebiliyordu gezmeye meraklı yavrucak...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails