AŞKSIN SEN

AŞKSIN SEN

30 Nisan 2012 Pazartesi

SAPANCA GEZİSİ( zeliş çiftliği- maşukiye cansu alabalık tesisleri)

Geçen hafta rotamızı Adapazarı'na çevirdik . Sevgili arkadaşlarımız Cansu ailesi ( Suzan-Murat- Yiğit) ile birlikte sabah 08.30 da yola koyulduk. Saat 10.00 olmadan Zeliş çiftliğindeydik. Zeliş çiftliğine varmak için dağa doğru 4000 metre daha yıl çıkıyorsunuz ama o manzara için değer.


Aslında başta bir gün kalma planları yapmış olsak da rezervasyon için yer kalmadığını öğrenince sadece kahvaltı için rezervasyon yaptırdık.

Manzara enfes, birde Zeliş'in el yapımı reçelleri buna eklenince  enfes bir kahvaltı yaptık ancak burada çocukları zapt etmek mümkün olmadı düz ayak bir yer olmadığı ve bizim veletler pek bir afacan olunca daha fazla kalamadık.

( Kahvaltı için mutlaka önceden rezervasyon yaptırınız kişi başı 25,00.-TL.)







 Buradan daha önce duyduğumuz "Maşukiye Cansu Tesislerine" gittik. Burası Maşukiye yolu üzerinde bir yer

<><><><>
<><><><>
Otoyol İstanbul, istikametinden gelenler için, İzmit Doğu - Uzunçiftlik turnikelerinden çıktıktan sonra 500 mt. ilerden sağa sapanca kavşağına sapılarak 10 km. sonra Maşukiye'ye ulaşmak mümkün.
Ankara Yönünden, gelenler için, sapanca turnikelerinden çıkıp, sola dönüldükten 9 km. sonra Maşukiye'ye ulaşmak mümkün. Maşukiye girişinde ki tabelalarımızı takip ederek tesisimize ulaşabilirsiniz.

Burası çimlerin üzerine masaların kurulu olduğu etrafta çiçeklerin olduğu  alabalık tesisi. Öncelikle tam çocuklara uygun bir yer  yeşillik açık bir alan, aynı zamanda arzu edenler atlara binebiliyor. Kahvaltıda yapılabiliyor ancak biz öğleden sonra gittiğimiz için önce bir demlik çay içtik akşama doğru alabalık,  çıtır tavuk, kiremitte peynir, kiremitte mantar yedik:))

Alabalık pek sevilen bir balık değil, ancak kiremitte kaşarlı filetosu güzeldi, buz gibi testide içtiğimiz  su  ve  kiremitte mantarda enfesti. Çocuklar çok eğlendi sürekli ayakta orya buraya koşturdular açık havadan mı nedir dışarıda hiç uyumayan kuzey efendi onca sesin içinde uyudu annede rahat bir çay içti :)))))





19 Nisan 2012 Perşembe

KAHVALTI MEKANLARI

Kahvaltıyı seven biri olarak, Kuzey doğduktan sonra daha sık dışarıda kahvaltı yapar olduk, bir önceki postumda Emirgan Sarıköşk'de kahvaltıyı yazınca diğer kahvaltı mekanları hakkındaki yorumlarımı da belirtmek istedim.

MADO CAFE

Herkesin bildiği Mado Cafe, en sık ziyaret ettiğimiz mekan, buraya çoğu zaman, babamızın çalıştığı günler Kuzey ile birlikte geliyoruz.
  Köy kahvaltısı ve normal kahvaltı olarak iki çeşit kahvaltısı var,

K.Maraş Usulü Köy Kahvaltısı

Beyaz peynir, otlu peynir, kaşar peyniri, hellim peyniri, eski kaşar, K.Maraş peyniri, petek bal, kaymak, vişne reçeli, tahin-pekmez, tereyağı, zeytin çeşitleri, gözleme, pastırma, domates, salatalık, sahanda çiftlik yumurta, kızarmış sucuk, ekmek çeşitleri (cevizli-zeytinli-sade), simit, süt veya bardak
çay

Mado Klasik Kahvaltı

K.Maraş peyniri, beyaz peynir, kaşar peyniri, su böreği, tereyağı, süzme bal, çilek reçeli, zeytin çeşitleri, haşlanmış yumurta, söğüş domates-salatalık, ekmek çeşitleri (cevizli-zeytinli-sade), simit, bardak çay

ÖZSÜT CAFE

Burada da iki çeşit kahvaltı var, sürekli sıcak ekmek servisi dışında Mado ile kıyaslayınca pek beğendiğim söylenemez.



KARTAL VESTA- YAKACIK SUBAŞI

Kartal Sahil Yolunda bulunan Vesta gördüğüm en fazla çeşidi olan Brunch yapıyor. Yakacık Subaşı Restoran ile sahipleri aynı  zaten tarzda aynı. Buradaki brunch şimdiye kadar gördüğüm en fazla çeşidi olan brunch ama çok geç kalmayın çünkü çok kalabalık oluyor. Yakacık' Subaşındaki tabiki manzarası ile ayrı bir güzel
Fiyat : 25,00.-TL.

Vesta da aynı zamanda çocuk oyun odası var küçük de olsa erken saatte gittiğinizde oyun ablası size kalıyor.

KARTAL ÜNLÜER RESTAURANT

Tam bir fiyasko yaşadık, Kartal Real 'e yakın bulunan Ünlüer'e ilk defa gittik rezervasyonumuzu bir arkadaşımız Grupanya'dan yapmıştı önce gittiğimizde rezervasyon yapmadığımız söylendi, başka yere yapmışsınız denildi arkadaşım aradığı numarayı kendi cebinden çaldırınca aynı yer olduğu anlaşıldı, kahvaltı zengin görünse de hizmet anlamında çok kötü, biz teras katta oturduk sandalyeler çok pisti. Aynı zamanda ilanlarında çocuklara yönelik bir şey yazmadıkları halde çocuklardan ek ücret aldılar.

 
PENDİK MARİN BEYCE SULTAN

Süper süper süper, mekan güzel , servis güzel kahvaltı güzel daha ne diyebilirim ki,,,Cumartesileri serpme kahvaltı, pazar günleri Açık büfe kahvaltı
Brunch için sultan kahvaltısı adını vermelerinden belli herşey



TEMENYE

Temenye'de Pendik Marine de daha önce akşam yemeğine gitmiş ve çok memnun kalmıştık. Hafta sonu serpme köy kahvaltısı veren temenyede de hizmet ve kahvaltıdan çok memnun kaldık.
KONYA OVALI

E-5 yolu Kartal üzerinde bulunan, Konya Ovalı Konya usulü yemekleri ile ünlüdür Hafta sonları serpme kahvaltı veriyor, güveçte peynir, sahanda yumurta ve çok değişik reçelleri ve ekmeği ile beğendiğim bir yer.  aynı zamanda burada da çocuklar için oyun odası ve oyun ablası bulunmaktadır.

SARAY MUHALLEBİCİSİ

Çok bilinen Saray Muhallebicisinde daha önce kahvaltı için hiç gitmemiştik, Süreyya Operasına gittiğimiz bir gün tesadüfen girip kahvaltı yaptık. Burada kahvaltı tabağı var.

KİDS CORNER CAFE

Aşağıda ki post öğle yemeği zamanı gidilmiş bir yer ancak kahvaltısına gidemedim fakat metini duydum

RETTO CAFE

Aşağıdaki postta ki resimler kahvaltı zamanı gidildiğinde çekilmiş değil ama daha sonra arkadaş grubu ile kahvaltısına gittik. kahvaltı tabağı veriyorlar amaç kahvaltımızı yapalım çocuklar eğlensin diyorsanız yeterli ancak enfes bir kahvaltı yapalım  derseniz adresiniz burası değil.Çünkü kahvaltı tabağı veriliyor ve çeşit çok az

VİYADÜK PASTANESİ

Pazar günleri Brunch var. Fiyatı gayet makul 17,50.-TL. Çok çok çok çeşit aramayanlar için gayet güzel, özellikle üst katın iç mekanı çok hoşuma gidiyor, sakin sessiz oluşu daha çok cezbedici.

MODA BELTUR

Tarihi moda iskelesinde beltur işletmeciliğinde olan bir yer
Cumartesileri serpme, pazar günleri brunch, sadece manzara için bile gidilir,  kahvaltısı da güzel,hizmet güzel, sadece mekanda az yer olduğu için erken giderek manzaranın tadına varabileceğiniz yeri seçin derim.  






19 Mart 2012 Pazartesi

EMİRGAN SARIKÖŞK VE REMBRANDT VE ÇAĞDAŞLARI SERGİSİ

Güzel bir hafta sonuydu

Ankara'dan sevgili arkadaşımız Ebru'nun  İstanbul'a yerleşmesi nedeni ile Ebru ile görüşerek keyifli bir hafta sonu geçirdik. Önce Emirgan Sarıköşk'de kahvaltı tabiki manzara süper ve havada güzel olunca  güneşin keyfini çıkardık

Sarıyer Emirgan tarafı benim İstanbul'un en çok sevdiğim yeri,

Kahvaltının ardından kahvelerimizi de içtikten sonra Sakıp Sabancı Müzesinde REMBRANDT VE ÇAĞDAŞLARI SERGİSİ'ne katıldık. Resmi seven benim için çok keyifli idi.




5 Mart 2012 Pazartesi

KURABİYE PİŞİRME ETKİNLİĞİNE KATILDIK

"iyi cüceler"tıktık caddebostan'da  yer alan çocuk kitapları ve oyuncaklarını bulabileceğiniz bir yer.

 Aynı zamanda çocuklara yönelik değişiklik etkinlikleri olmakta, Kuzey'e uygun tek etkinlik olan kurabiye pişirme etkinliğindeydik. 


Kurabiye pişirelim 26 ŞubatÇocuklar, hazırladıkları hamuru şekillendirecek, renklendirecek, pişirecek ve etkinlik sonunda mideye indirecekler.
Saat: 11:30Süre: 1 saat
Katılım ücreti: 30 TL.
Yaş grubu: 18 ay+

Ancak gözlemlediğim kadarı ile her ne kadar 18 ay üzeri denilse de özellikle erkek !! çocuklar için 3 yaştan önce çokta verimli bir çalışma olmadığı ,

Bizim için aslında her şey yolunda giderken, Kuzey pişmemiş hamuru yemeğe kalkınca ve ben engel olunca kıyametler koptu.....

iyi cüceler çok nezih bir yer özellikle kitaplar ve oyuncaklar özenle seçilmiş ve kaliteli. Etkinlikler keyifli aile ortamı gibi özellikle o kurabiye nasıl bir kurabiyeydi enfesti piştikten sonra süt ile birlikte ikram ediyorlar ellerinize sağlık

20 Şubat 2012 Pazartesi

SABAH DOKUZ AKŞAM DOKUZ HAFTA SONU

Bu hafta sonu evin yolunu zor bulduk .

PENDİK BEYCE SULTAN

Cumartesi sabahı önce Pendik MArintürk'de bulunan Beyce Sultan'a kahvaltıya gittik. Enfes bir kahvaltıydı Pazar günleri brunch cumartesi günleri ise serpme kahvaltı veriyor. İkram tarzı ile daha profesyonel oldukları belirli, kahvaltının ardından önce Kuzey'e yapılan fıtık teşhisi için doktora gittik buraya daha sonra detaylı değineceğim Çünkü sanırım bize Nisan'da ameliyat gözüküyor ameliyat ile birlikte ucunda azıcık yapacağız.

Daha sonra Pendorya alışveriş merkezinde yemek, eğlence faslından sonra ancak eve dokuz gibi gelebildik.

RETTO CAFE

Pazar günü bu sefer arkadaşlarımız ve Kuzey'in kuzenleri ile daha önce bahsettiğimiz RETTO CAFE'ye gittik. Öncelikle kahvaltı tabağı veriyor ve BEyce SultanDan sonra hayal kırıklığı ancak buraya geliş amacı çocuklar çocuklar rahatça eğleniyor ve sizde kahvaltı yapabiliyorsunuz tabi bu durum benim için geçerli değil çünkü 3 yaşından küçük çocuklar ebeveynsiz alınmıyor ama bizim imdatımıza Kuzeyin sevgili alam 'ı (küçük halası  yetişti. Ve Kuzey halası ile ve kuzenleri ile güzel vakit geçirdi.

Daha sonra Pazar günü için yorucu bir seçim olsa da  İkea'ya gittik ve Kuzey ilk defa arabada uyuyup araba durunca uyanmadı ve İkea'nın yarısını Kuzey uyuyarak geçirdik, İkea'da evde hazırladığımız köfteler ile ( diyeceksiniz İkea'da köfte var niye evden getirdiğim kuzu eti malum alerji)  öğle yemeğinden sonra sıra geldi GAMZE İÇİN VE TABİ Kİ GAMZE SAYESİNDE BAŞKALARI İÇİN DONÖR olmaya rotayı çevirdik Paladdium'a orada Nurturia anneleri ile tanışıp fazla duramadan ayrıldık Çünkü Kuzey sabahtan beri dışarıda olmanın yorgunluğu ile sapıtmaya başladı.

Yolda sevgili kocacımın 30 aydır( daha fazla bile olabilir) sinema izlememiş olması nedeni ile ve uzun süredir bunu dinlendirmesi sebebi ile 17.20 de Sümela'nın Şifresi seansına yetişmek için çabaladık. 17.00 de Kuzey'i anneanneye bırakıp ucu ucuna seansa yetiştik......ve evet yıllar sonra abartı değil 2,5 yıl sonra sinemaya gidebildik ama benim aklım hep Kuzey'deydi .... sonra akşam yemeği de anne de yedikten sonra yine saat dokuzda eve vardık ve ertesi gün mesai:::


Eşime diyorum hafta sonu Kuzey ile evde mi oturmak efor sarfedici yoksa dışarıda olmak mı? Bunun cevabı yok ama her halukarda keyifli 



14 Şubat 2012 Salı

HERKESİ KAN VERMEYE DAVET EDİYORUM

Bugün CNN Türk radyoda dinleyince herkesin artık durumu bildiğini sanıyordum ama bir kaç arkadaşımla yaptığım telefom görüşmesinde haberleri olmadığını duyunca burayada yazmaya karar verdim. Hatta konuştuğum  Zaynep arkadaşımın geçen ay Akseniz anemisi olan biri için donör bulmak için kan verdiğini hatta kemik iliği bankasından donörün bulunduğunu ve 6 ay ömür biçilmiş yavrunun klurtulduğunu söyleyince hepimiz el ele verelim demek için burada haykırıyorum.
 
 Gamze' nin bloğuna girin tabi yüreğiniz dayanırsa okuyun .  

Evet, İzmir’de oturan ve lösemi hastalığına yakalanan Gamze Akbaş'a, 3 yaşındaki oğlu Atakan’la daha uzun bir ömür yaşayabilmesi için acil ilik nakli yapılması, bunun için de 40 binde bir bulunan ilik donörü bulunması gerekiyor.

 
Elif Şafak ne güzel yazmış tam da bugünün anlamına yakırışır bir şekilde :
Bugün 14 Şubat. Gelin Gamze'ye bir hediye verelim bir tüp kan olsun demiş. Canı yürekten katılıyorum. Haydi kan vermeye...

Ankara’dan ilik donörü olmak isteyenler: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi, Akrabalık Dışı Kemik İliği ve Kordon Kanı Bankası Tel:(312) 508 24 44.
İbn-i Sina ana bina, kafeterya yanından giriyorsunuz, hemen karşıda dahiliye bölümünde 13 numaralı kapı. Orada sizi Yeşim hanım karşılıyor.Yeşim hanım sizden bir form doldurmanızı istiyor, iki adet tüp veriyor ve yan tarafta kan vererek bu kanları yine Yeşim hanıma bırakıyorsunuz. Bu kadar basit bir işlem.
İstanbul’dan ilik donörü olmak isteyenler: Çapa Tıp Fakültesi İlik ve Doku Nakli Merkezi
Hatta Anadolu Yakası için  16.02.2012 tarihinde Ümraniye Özel Devlet Hastanesine öğleden sonra giderek Nesrin hanımı bulursanız ve bir tüp kan verirseniz bu kanlar Çapaya bizzat Nesrin HAnım tarafından götürülecek
Üç büyük şehrin dışındaki illerden ilik donörü olmak isteyenler için ayrıntılı bilgi:
http://www.kokhucrebagisla.com/Kay%C4%B1tsonras%C4%B1yap%C4%B1lacaklar.aspx

10 Şubat 2012 Cuma

BİLİME KATKI

Tubitak destekli bir projede yer aldık ve almaya devam edeceğiz. Projenin asıl hedefi ikiz çocukların dil gelişimi, ancak bunun için prematüre tek çocuklar ve prematüre olmayan aynı yaş gruplarıda incelemeye alınıyor.
Proje TUBITAK tarafından desteklenmekte aynı zamanda kullanacak  malzemeler İstanbul Bilgi Üniversitesi Etik Kurulu tarafından onaylanmı.
Hedef ikizlerdeki dil gelişiminin geri olmasının nedenlerini bulmak. Nihan Hanım şöyle diyor;

Başka dilleri edinen çocuklar üzerine yapılan çalışmalar ikizlerin daha geç konuşmaya başladıklarını ve daha uzun süre eksik konuştuklarını göstermektedir. İkizlerin geri kalması, erken ya da düşük kilolu doğmuş olmaları vb. biyolojik sebeplere ya da birbirlerinden olumsuz yönde etkilenmeleri, konuşmak için yeterli fırsatları olmaması vb. psikososyal sebeplere bağlanmaktadır. Türk anne babalardan duyduğumuz kadarıyla Türkçe edinen çocuklar da başka dilleri edinen çocuklarınkine benzer zorluklar yaşamaktadırlar ancak tam olarak hangi alanlarda ve tam olarak gelişimlerinin hangi aşamasında zorluklar yaşadıkları dilbilimsel olarak incelenmemiştir. Bu çalışma ikizlerin dil gelişimi konusunda daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlamak için yapılmaktadır.
 
 
Bize faydası ise, Kuzey'in prematüre olması sebebi ile aynı yaş grubundaki diğer prematüre çocuklar ve prematüre olmayanlar arasındaki yerinin belirlenmesinde, dil gelişimi açısından yanlış yaptığımız şeyler olup olmadığının tespitinde , neleri doğru yapabilir şeklindeki geri dönüşlerin bize fayda sağlayacağına olan inancımız.

Nihan Ketrez bizzat gelerek evimizi ziyaret etti, önce Kuzey'e denver testi yaptı daha sonra kameraya aldı ve konuşurken seslerini kayıt etti.

Bize çok güzel geri dönüşümlerde bulundu. İlk geldiğinde Kuzey anneannesi ile kitap okuyoprmuş ve elinde kitap ile kapıyı açmış bu husus çok hoşuna gitmiş, çoğu gittiği yerlerde Nihan hanımı ilk olarak salona alıyorlarmış annem ise direkt Kuzey'in odasına almış  ve doğru olanın bu olduğunu söylüyor Nihan Hanım, Tabi ki aneanemizin Kuzey ile ileitşiminide çok beğendi ve dil gelişimini çok iyi seviyede buldu ( maşallah diyelim)  ( tabiki anneannemiz eğitimci)

Bilim, bilime destek deyince herkesin kafasında türlü türlü soru işaretleri geçiyor bu olayı pek çok arkadaşıma anlattığımda garipsedi, aman çocuğa bişey içerirler sakın verme,  aman kandırıyor olabilirler başka biri gelir size bişey sıkar bayılırsınız.

Bu şekilde yaklaşırsak nasıl uygar seviyeye ulaşabilceğiz, Şu an 76 çocuk üzerinde proje yürütüyorlarmış ancak Nihan Hanım benim duyduğum bu sözleri duyduğunu ve çok zor bu sayıya ulaştıklarını söylüyor.

4 Şubat 2012 Cumartesi

KEYİFLİ BİR HAFTA SONU

SÜREYYA OPERASI



Güzel bir hafta sonu geçirdik önce

SÜREYYE OPERASINDA  "Bremen mızıkacıları" adlı çocuk operasını izledik. Kuzey daha öncede bir çok kez tiyatroya gittiği için yadırgamadı ancak opera olmasının tadı bir başka idi, müzik ses kalitesi süperdi tabi efsane Sureyya Operasında izlemek ise benim için ayrı bir keyifti.

Kadıköy'ün 80 yıllık tarihi Süreyya Binası,  Anadolu yakasının ilk, Türkiye'nin ise altıncı opera binası olarak sanatseverlerle buluştu.

İstanbulluların ve özellikle Kadıköylülerin anılarında yıllarca Süreyya Sineması olarak yer eden Kadıköy'deki Süreyya Binası, Kadıköy Belediyesi'nin iki yıllık titiz çalışmasıyla 80 yıl aradan sonra Kadıköylüleri opera ile buluşturdu. Kadıköy'ün en güzel tarihi binalarından olan Süreyya Binası'nın tarihi 80 yıl öncesine dayanıyor. Bina, Kadıköy Bahariye Caddesi'nin en güzel noktasında, 1924 yılında Süreyya İlmen (Paşa) tarafından yaptırıldı. Kadıköy'de şehrin kültür hayatını çağdaşlaştırmak ve zenginleştirmek için müzik ve sahne sanatlarına uygun bir bina yapmaya karar veren Süreyya Paşa, yapımına giriştiği binayla ilgili anılarında, binayı yaparken sinema, tiyatro ihtiyacını karşılamakla beraber, Kadıköy'e bir şeref vermeyi de düşündüğünü belirtir. Paşa, inşaatı üç yıl süren ve 6 Mart 1927 tarihinde bitirilen binayı yaptırırken, konser, konferans, dans, balo, çay, nişan-düğün gibi sosyal ihtiyaçları da karşılayıcı bir bina tasarladığını anlatır. Bu amacını gerçekleştirmek için de binanın estetik olması, tüm tiyatro ve opera ihtiyaçlarını karşılaması, örnek olarak gösterilmesi için Avrupa ülkelerinde bulunan ünlü tiyatro ve opera binalarını gezer. Böylece Süreyya İlmen Paşa, fuayesini Paris'in Şanzelize (Champs Elysees) Tiyatrosu'nun fuayesinden, iç bölümlerini ise Alman tiyatrolarından örnek alarak tasarlar ve adını verdiği Süreyya Sineması
ve Operası'nı yaptırır. Süreyya Paşa, opera temsillerine uygun bir bina yapmayı amaçlasa da sahne bölümü yapılamadığı, gerekli teknik donanım, kulis, sanatçı odaları ve benzer mekânlar tamamlanamadığı için Süreyya'da hiç opera oynanamaz. Ancak bir sebep de o dönemde opera oynayacak yetişkin sanatçı bulunmayışıydı. Bu nedenle bina hep kültür sanat hayatımıza "sinema" olarak yerleşti ve son döneme kadar da Süreyya Paşa'nın torunları tarafından sinema olarak işletildi. Süreyya Paşa'nın girişimiyle burada opera gösterileri düzenlemek için kurulan Süreyya Opereti Topluluğu da temsillerini Süreyya Binası tam olarak bitirilmediği için gösterilerini hep Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu ile Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda sahneledi. Süreyya Binası, o dönemin koşullarında, Kadıköy'e müstesna bir mimari eser olarak şehir hayatına katıldı. Böylece Süreyya Paşa'nın ilk başta binayı yaparken gerçekleştirmeyi düşündüğü "opera" amacı kısmen gerçekleşmiş oldu ( http://www.denizce.com/sureyya_opera.asp)
RETTO CAFE  



Daha sonra KİDS CORNER'a ÖĞLE  yemeği için gittik. çocuklu aileler için tavsiye edilebilir bir yer, siz yemeğinizi yer ken çocuğunuz oyun ablaları ile gözünüzün önünde oynutyor sizde rahatca yemek yiyebiliyorsunuz. Ancak servis çok yavaş

17 Ocak 2012 Salı

ZAPT ETMEK NE MÜMKÜN

Kuzey artık kendinin yapabildiklerinin farkında bu nedenle zapt etmek mümkün değil, azıcık boş bıraktığınızda evin altı üstüne geliyor. Eğer antredeyse ve boş bıraktıysanız hemen ayakkabı dolabını açıp babasının ayakkabılarını giyiyor yarım yamalak şapkasını takıp bize baybay yapıyor.
43 numara ayakkabı ve dışarıda yağan kara rağmen bu üst baş ile nereye gidecekse

Eğer yemek masasını hazırlayacaksak ve odada yalnız bıraktıysak hemen sandalyeye tırmanıyor ve burada yapacaklarının sınırı yok

yatak odasında yalnız bıraktığımda ise tüm çekmeceler aşağı iniyor ve çorapları ellerine takıyor. Bildiğiniz gibi burada yalnız bırakmaktan kasıt 10 saniyeden fazla değil

Aynı zamanda bu çekmecelerin içinde bir sonraki açışınızda ekmek parçacıklarına rastlayabildiğiniz gibi buradan aldığı bir çorabı mutfak çekmecesinde de bulabiliyorsunuz.

Tabi hoş şeyler bunlar, enerjisini dört duvar içerisinde atamayan çocuk ne yapacak hali ile kurcalayacak bu durumda bazen yan komşumuzun oğlu Can ile yada karşı komşumuzun kızı ve Kuzey ile akran Elif ile buluşturuyorum .

Aşağıda sözde can ila play station oynuyor Elinde çakma kumanda ile:)) yavrum benim



Bu aralar diğer sorunumuz uyku sorunu, kitapta yazdığına göre uyku problemi olan çocuk yoktur bunu öğretemeyen ebeveyn vardır diyor aslında doğru tabiki kişilik özellikleride var ancak yapmış olduğumuz hatalarda var ben ise hatamı bile bile yaptım gece uyandığında hemen kendi yanıma aldım, benim Kuzey'in yanımızda yatması ile ilgili bir sıkıntım yok aslında bizi özlüyor biz onu özlüyoruz , birde gece zaten uykusuz olan ben, uyanınca bir saat kadar sallamaya mecalim olmuyor Kuzey'de bunu artık alışkanlık haline getirip her gece aynı saatte uyanmaya başladı, bir haftadır gücümün yettiği oranda uyanınca odasından çıkarmadan kucağımda uyutup geri yatağa yatırıyorum ama gücüm ne kadar devam etti bilmiyorum . laf aramızda iki gün önce bu uyutma evresi gece 03:00-den 04:30 a devam edince dayanamayıp yine yatağımıza aldım:)) 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Related Posts with Thumbnails